<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Okul Öncesi Makale.</title>
	<atom:link href="http://www.anaokullu.com/makale/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.anaokullu.com/makale</link>
	<description>Okul öncesi eğitim için makale ve yazılar.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 13 Nov 2011 23:54:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Okul öncesi eğitim makaleleri</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/okul-oncesi-egitim-makaleleri</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/okul-oncesi-egitim-makaleleri#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Nov 2011 23:54:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=91</guid>
		<description><![CDATA[Okul öncesi eğitim kurumları olan; anaokulları, yuvalar, kreşler ve özel eğitim kurumlarında çocukları eğitim gören ailelere faydalı olabilecek makaleleri aşağıda bulabilirsiniz. Bebek için gerekli ilk oyuncaklar Depresyonda mıyım? Anne olmak eskiden daha mı kolaydı? Çocuklarda Ağız Ve Diş Sağlığı Anaokulu uyum süreci Çocuklarda uyku problemi Çocuklarda Yeme Problemi Anaokulu seçerken nelere dikkat edilir. Çocuklarda disiplin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Okul öncesi eğitim kurumları olan; anaokulları, yuvalar, kreşler ve özel eğitim kurumlarında çocukları eğitim gören ailelere faydalı olabilecek makaleleri aşağıda bulabilirsiniz.</p>
<ul>
<li><a title="bebek için gerekli oyuncaklar" href="http://www.anaokullu.com/makale/bebek-icin-gerekli-ilk-oyuncaklar" target="_self">Bebek için gerekli ilk oyuncaklar</a></li>
<li><a title="depresyonda mıyım" href="http://www.anaokullu.com/makale/depresyonda-miyim">Depresyonda mıyım?</a></li>
<li><a title="anne olmak daha mı kolaydı" href="http://www.anaokullu.com/makale/anne-olmak-eskiden-daha-mi-kolaydi">Anne olmak eskiden daha mı kolaydı?</a></li>
<li><a title="çocuk ağız ve diş sağlığı" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-agiz-ve-dis-sagligi">Çocuklarda Ağız Ve Diş Sağlığı</a></li>
<li><a title="anaokulu uyum" href="http://www.anaokullu.com/makale/anaokulu-uyum-sureci">Anaokulu uyum süreci</a></li>
<li><a title="çocuklarda uyku" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-uyku-problemi">Çocuklarda uyku problemi</a></li>
<li><a title="çocuklarda yeme" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-yeme-problemi">Çocuklarda Yeme Problemi</a></li>
<li><a title="anaokulu" href="http://www.anaokullu.com/makale/anaokulu-secerken-nelere-dikkat-edilir"> Anaokulu seçerken nelere dikkat edilir.</a></li>
<li><a title="çocuklarda disiplin" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-disiplin-ogretimi" target="_blank">Çocuklarda disiplin öğretimi</a></li>
<li><a title="tuvalet eğitimi" href="http://www.anaokullu.com/makale/tuvalet-egitimi">Tuvalet Eğitimi</a></li>
<li><a title="kardeş kıskançlık" href="http://www.anaokullu.com/makale/kardes-kinkacligi-ve-cozumleri">Kardeş Kınkaçlığı ve Çözümleri</a></li>
<li><a title="çocuk" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocuk-gelisimini-destekleyici-aktiviteler">Çocuk Gelişimini Destekleyici Aktiviteler</a></li>
<li><a title="bebek" href="http://www.anaokullu.com/makale/bebek-icin-gerekli-ilk-oyuncaklar">Bebek için gerekli ilk oyuncaklar</a></li>
<li><a title="2 yaş" href="http://www.anaokullu.com/makale/2-yas-sendromu"> 2 Yaş Sendromu</a></li>
<li><a title="boşanma" href="http://www.anaokullu.com/makale/bosanmanin-cocuk-uzerindeki-etkisi">Boşanmanın çocuk üzerindeki etkisi</a></li>
<li><a title="çocukluk" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocukluk-doneminde-korkular-ve-anne-babalarin-yaklasimi">Çocukluk Döneminde Korkular ve Anne Babaların Yaklaşımı</a></li>
<li><a title="çocuğum" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocugum-anaokuluna-basliyor">Çocuğum anaokuluna başlıyor</a></li>
<li><a title="çocuk diş sağlığı" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-agiz-ve-dis-sagligi">Çocuklarda Ağız Ve Diş Sağlığı</a></li>
<li><a href="http://www.anaokullu.com/makale/cocuk-psikolojosi">Çocuk Psikolojisi</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/okul-oncesi-egitim-makaleleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük Kızım Genç Kız Oluyor</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/kucuk-kizim-genc-kiz-oluyor</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/kucuk-kizim-genc-kiz-oluyor#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 23:30:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönemi karşılaşılan sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönemi kızlarda]]></category>
		<category><![CDATA[kız çocuğu]]></category>
		<category><![CDATA[kızların ergenlik dönemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[Küçük Kızım Genç Kız Oluyor… Ne Yapmalıyım? Sağlıklı ve Güzel Genç Kız Olmanın Püf Noktaları “Kız çocukları genç kız olmayı sabırsızlıkla beklerken ergenliğinin ilk dönemlerinde yaşadıkları hızlı değişikliklerle başa çıkmak zorundadırlar. Bu dönemi sağlıklı bir şekilde atlatmaları için ailenin desteği çok önemlidir. Bu başlangıç döneminde çocukların ruh sağlığı kadar kişisel bakım, sağlık ve güzellik konuları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Küçük Kızım Genç Kız Oluyor… Ne Yapmalıyım? Sağlıklı ve Güzel Genç Kız Olmanın Püf Noktaları</strong></p>
<p>“Kız çocukları genç kız olmayı sabırsızlıkla beklerken ergenliğinin ilk dönemlerinde yaşadıkları hızlı değişikliklerle başa çıkmak zorundadırlar. Bu dönemi sağlıklı bir şekilde atlatmaları için ailenin desteği çok önemlidir. Bu başlangıç döneminde çocukların ruh sağlığı kadar kişisel bakım, sağlık ve güzellik konuları da önem kazanmaktadır. Genç kızlar dış görünüşlerine yani güzelliklerine çok önem verirler ve bu öz güvenlerini belirlemede etkilidir. Annelerin genç kızlarına kişisel bakım, sağlık ve güzellik konularında rehberlik etmeleri gerekmektedir.”<br />
<span id="more-70"></span><br />
İnsanlar doğumdan ölüme kadar bir dönemden bir döneme geçiş yapar. Kuşkusuz sabırsızlıkla beklenen en nazlı dönem “ Ergenlik Dönemi”dir. Özellikle kız çocukları için ergenliğe girmek, genç kız olmak kendini kanıtlama olarak algılanır ve sabırsızlıkla beklenir. Genç kız “Artık bende büyüdüm ve genç kız oldum” diyerek kendini ispat eder.</p>
<p>Diğer taraftan düne kadar bebekleriyle oynayan bu küçük prenses, bir genç kız (ergen) olmanın zorluklarıyla yüzleşir. Özellikle ergenliğin başlangıç döneminde çocuk için her şey daha da zordur. Çünkü ilk başlangıçlar her zaman zordur ve ne yapacağını bilemezsin. Ergenliğe giriş yaşının giderek düştüğü de düşünülürse yaklaşık 9-14 yaş arasındaki döneme erken ergenlik dönemi diyebiliriz.</p>
<p>Genç kız, çevresindeki güzel ablaları gibi sahip olmayı beklediği, hayal ettiği vücut hatlarına fırtınalı bir şekilde sahip olur. Vücudunda o kadar hızlı değişmeler olur ki buna ayak uydurması zordur. Bu hem psikolojik, hem de fiziksel olarak zordur ve ailelerin desteğine, rehberliğine ihtiyaç duyarlar. Genç kızların yaşadığı fiziksel değişiklik ve bu değişikliklere adapte olabilmeleri için aileler genç kızlarına nasıl destek olabilirler bu konulardan bahsetmek istiyorum.</p>
<p>Genç kızların yaşadığı fiziksel değişikliklerden biri göğüslerin büyümesidir. Genç kızın göğüsleri büyür ve bununla hem gurur duyar, hem de utanır ve saklamaya çalışır. Artık rahatça yürümesi ve koşabilmesi için ablaları gibi sutyen takması gerekmektedir. Anne kızını bu konuda bilgilendirmeli ve bir alışverişe çıkarmalıdır.</p>
<p>Genç kızın boyu ve kilosu çok hızlı değişmektedir ve vücutta orantısız büyüme sakarlığa neden olabilmektedir. Genç kızın ses tonu, vücut hatları değişir. Bazen bu değişim istediği gibi olmayabilir. Özellikle kilo problemi varsa ve sağlıklı beslenmiyorsa genç kız kilosunu takıntı haline getirebilir ve bu yemek bozukluğuna neden olabilir. Çocukluk döneminde sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmak ergenlik döneminde bu tür problemlerin önüne geçecektir. Eğer aileler genç kızlarında bir yeme bozukluğundan şüphe ederse mutlaka bir uzmandan destek almalıdırlar. Bu durum geç kalındığında daha ciddi problemlere neden olabilir.</p>
<p><!--more--><br />
Genç kız olmanın kanıtı “regl”,  değişikliklerin en belirginidir. Bazı çocuklar erken regli olurken bazıları geç olabilir. Özellikle erken yaşta regl olan çocuk için bu travma etkisi yaratabilir. Çünkü çocuk bir dönemi bitirmeden diğer döneme psikolojik ve duygusal olarak hazır olmadan girebilir. Ayıca ilk regl olduğu zaman “kan” görmekten korkup endişe edebilirler. Çocuklar ergenlik öncesi bu konuda mutlaka bilgilendirilmelidir.</p>
<p>Dış görünüşlerine dikkat ederken saçlarının şekli ve kaşları yüz ifadelerini etkilediği için ayrı bir öneme sahiptir. Bu dönemde genç kızlar saçlarını boyatmak, kaşlarını aldırmak isterler ve bu da anne ve babalarıyla arasında çatışmaya neden olabilir. Çünkü genç kızlar birbirlerinden çok etkilenirler. Eğer bir arkadaşı saçını boyuyor ve kaşlarını aldırıyorsa o da bunu yapmak isteyecektir. Bu geçici bir hevestir ve bu isteklerine karşı çıkmak çözüm olmayacaktır. Anne babalar bu konuda anlayışlı olmalı ve kızlarının bu geçici heveslerine saygı göstermelidirler.</p>
<p>Genç kızların dış görünüşlerini etkileyen, güzelliklerini bozan diğer fizyolojik değişik “sivilcelerdir”. Bazı genç kızlarda bu dayanılmaz olabilir ve öz güvenlerinin düşmelerine neden olabilir. Genç kızların öz güveni ve öz saygıları üzerine yapılan araştırmalarda genç kızların görünüşlerinin öz güven belirlemede çok önemli etkiye sahip olduğu çıkmıştır.  Genç kızlar bu dönemde kendilerini sahnelerdeymiş gibi hissederler. Herkesin onları izlediğini ve onlara baktığını düşünürler. Sivilce problemleri yoksa bile kıyafetlerine çok önem verirler ve herkes onları izlediği için çok güzel giyinirler ve onların kendileri hakkında güzel olduklarını düşündüklerini kabul ederler. Güzel olduklarını düşünmek öz güvenlerini yükseltir. Eğer sivilce problemleri varsa herkesin onları izlediğini ve sivilcelerine baktığını düşünürler. Çevresindekilerin yüzünü çirkin bulduklarını düşünürler. Kendilerini güzel hissetmemeleri öz güvenlerini düşürür. Genç kızlar sivilcelerinden kurtulmak için her söylene inanmaktadır ve sağlıksız yöntemler kullanmaktadırlar. Bu nedenle ailenin bu problem konusunda hassas davranması ve mutlaka kızlarını uzman bir doktora götürerek gerekli tedaviyi yaptırması ve gerekirse bir pedagogdan da destek almaları gerekebilir. Ayrıca aile üyeleri genç kızın bu sivilceleri konusunda hassas davranmalı ve sivilceleriyle dalga geçmemeliler.</p>
<p>Genç kızların dış görünüşlerinde önem verdikleri ve çözüm bulmaları gereken diğer konu istenmeyen tüylerdir. Bu hem ruh sağlıkları hem de biyolojik sağlıkları için çok önemlidir. Genç kızlar istenmeyen tüylere katlanamazlar. Dış görünüşlerini yani güzelliklerini etkilediği için rahatsız olurlar. Bu öz güvenlerini de etkiler. Sağlık ve hijyen açısından bu konu daha da önem kazanır. Genç kızlara kişisel bakım ve hijyen konusunda anne, abla, teyze, hala gibi ailenin kadın üyelerini örnek olur. Genç kızlar bu tüylerden kurtulmak için çeşitli yöntemleri deneyebilir. İlk akla gelen “ağda”dır. Ağdayı tek başına yapamaz, zahmetli bir iştir ve acı verir. Daha az acı çekmek için jilet kullanmayı tercih edebilirler. Jilet hızlı bir yöntemdir fakat aynı zamanda hızlı fiziksel gelişimden dolayı sakar olan genç kızlar için tehlikeli olabilir. Diğer yöntem ise tüy dökücü kremlerdir. Bu kremler özellikle kozmetik karışımları nedeniyle ciltte alerjilere neden olabiliyor. Yine hassas ciltlere sahip olan genç kızlar için bu yöntem sağlıklı olmayabilir. Genç kızlar en az acı veren ve en pürüzsüz yöntemleri tercih ederler.  Genç kızların tek başına bireysel uygulayabileceği pratik ve daha az acı veren yöntem epilatör kullanmaktır. Epilatörler en az acı ile uzun süre pürüzsüz bir ten sağlayan ve kullanımı kolay olan bir yöntemdir. Epilatörler teknolojik gelişmelerle acıyı en aza indirmek için buz eldivenleri masaj başlıkları gibi çözümler sunuluyor. Ayıca epilatörün kişisel olarak kullanılması hijyen açısından çok önemlidir ve güvenilir bir yöntemdir.</p>
<p>Bu konuda genç kızlara “Braun Silk-epil Başlangıç Seti”dir önerebilirim.  Braun’un elipasyona yeni başlayacak genç kızlar için hazırladığı bu sette acıyı en aza indirmek için her şey düşünülmüş. Braun Silk-épil’in dermatologlar tarafından onaylanmış buz eldiveni cildi soğutarak acı hissini en aza indirirken,  özel masaj başlığı ise cilde masaj yaparak acı hissini azaltıyor.  Braun Silk-épil’deki SoftLift uçlar yatık ve en kısa tüyleri bile nazikçe kökünden kaldırıyor ve cımbızlara doğru yönlendiriyor. Braun Silk-épil’in 20 cımbız sistemi ise tüyleri kökünden alarak haftalar süren pürüzsüz bir cilt sağlıyor. Braun Silk-épil’in kişiselleştirilmiş iki farklı hız ayarı ile kişi kendine uygun hız ayarını seçebiliyor ve özel koltukaltı ataçmanı ile hassas bölgelerde epilasyon daha rahat hale geliyor. Kısacası hassas cilt yapısına sahip olan ve istenmeyen tüylerden kurtulma yöntemlerinin acısından korkan genç kızlar için ideal bir ürün Braun Silk-épil Başlangıç Seti”.</p>
<p>Genç kızlar ergenlik döneminde hem cinslerini özellikle annelerini model alırlar. Anneler kız çocuklarına özellikle ergenlik dönemi öncesi ve ergenliğin ilk döneminde rehberlik etmelidirler. Eğer anne ile kız çocuk arasında iyi bir iletişim yoksa veya bu konuları konuşmaktan çekiniyorlarsa, genç kızlar istenmeyen tüylerden kurtulmak için doğru bir yöntem hakkında model aldığı bir abla, teyze, hala vb. kişilerden bilgi alabilirler. Tüylerden kurtulmak için doğru bir yöntemle başlamak genç kızların güzelliği ve sağlığı için önemlidir.</p>
<p>Genç kızların ihmal ettikleri kişisel bakım ve cinsellikle ilgili bilgiye ihtiyaçları vardır. Erken yaşlarda temizlik ve hijyen alışkanlığı kazanmak yetişkinlikte sağlıklı ve mutlu bir yaşam için çok önemlidir. Genç kızların önem verdikleri “dış görünüşleri yani güzellikleridir; ailelerin önem verdikleri ise çocukların psikolojisidir. Bu nedenle ergenlik döneminde kişisel bakım ve cinsel sağlık konusu gözden kaçırılmakta ve ihmal edilmektedir.</p>
<p>Genç kızlar kişisel bakım konusunu arkadaşlarıyla da,  ailesiyle de konuşmaktan çekinirler. Zaten arkadaşları da bu konuda bilgili değildirler. Bu nedenle çocukların bir uzman tarafından ergenlik öncesi doğru bilgilere sahip olması gerekmektedir. Bu konuda seminer düzenlenmesi, çeşitli yayınların olması çok etkili olacaktır.  Ayrıca ailelerin bu döneme hazır olması ve kız çocuklarına bu dönemde destek olabilmeleri için bir uzman rehberliğine ihtiyacı duyabilirler. Bu nedenle kız çocukları olan aileler, çocuklarının genç kız olup bir sorun yaşamasını beklemeden önce bir pedagogdan destek almaları faydalı olacaktır.</p>
<p>Genç kızlarının ergenliğin ilk dönemini ailelerinin desteğiyle yumuşak bir şekilde atlatmaları dileğiyle,</p>
<p>Pedagog Psk. Dan. Sevil Gümüş</p>
<p>Kurucu, Çocuk ve Ergen Psikolojisi ve Gelişimi Uzmanı, Oyun ve Filial Terapist</p>
<p>www.pedagogsevilgumus.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/kucuk-kizim-genc-kiz-oluyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Psikolojosi</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/cocuk-psikolojosi</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/cocuk-psikolojosi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 06:06:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[anne çocuk ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk büyütme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[çocularda psikoloji sorunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=65</guid>
		<description><![CDATA[Bir çocuğun gelişimi her gün değişiklikler gösterir. Onlar bebekliklerinden itibaren sadece anne-babalarının söylediği kelimeleri değil, kelimelerin tonlamalarını da duyar. Vücut dillerini gözlemler, tanır ve yüz ifadelerini izler. Çocuk ve anne-baba arasında ilişki diğer tüm insan ilişkilerinden daha yoğun. Sözel iletişimin dışında sözel olmayan iletişim aracılığıyla daha da gelişir. Çocuğunuza sarılmak, onu övmek ve sevdiğinizi söylemek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir çocuğun gelişimi her gün değişiklikler gösterir. Onlar bebekliklerinden itibaren sadece anne-babalarının söylediği kelimeleri değil, kelimelerin tonlamalarını da duyar. Vücut dillerini gözlemler, tanır ve yüz ifadelerini izler. Çocuk ve anne-baba arasında ilişki diğer tüm insan ilişkilerinden daha yoğun. Sözel iletişimin dışında sözel olmayan iletişim aracılığıyla daha da gelişir.</p>
<p>Çocuğunuza sarılmak, onu övmek ve sevdiğinizi söylemek iyi davranışlar geliştirmesini sağlar. Eğer çocuğunuz olumsuz bir davranış sergilerse yalnızca davranışını eleştirin, çocuğunuzu değil. Birçok anne-baba bu durumu daha da ilerletip çocuklarını uzun bir zaman zedeleyecek kelimeler sarf  edebiliyor. Ama bu çocukların sonraki yaşamlarında ilişkilerini olumsuz etkiler. Çocuğunuzu başka çocuk veya kardeşleriyle karşılaştırmak ve aşağılamak da zedeleyici bir diğer davranış. Siz en iyisi onun yanlışlarını eleştirin şahsını değil!</p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Dr. Zafer Atasoy</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/cocuk-psikolojosi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yayınlanan Makaleler</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/yayinlanan-makaleler</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/yayinlanan-makaleler#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 14:25:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu makale]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk makale]]></category>
		<category><![CDATA[kreş makale]]></category>
		<category><![CDATA[yuva makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=16</guid>
		<description><![CDATA[Bebek için gerekli ilk oyuncaklar Depresyonda mıyım? Anne olmak eskiden daha mı kolaydı? Çocuklarda Ağız Ve Diş Sağlığı Anaokulu uyum süreci Çocuklarda uyku problemi Çocuklarda Yeme Problemi Anaokulu seçerken nelere dikkat edilir. Çocuklarda disiplin öğretimi Tuvalet Eğitimi Kardeş Kınkaçlığı ve Çözümleri Çocuk Gelişimini Destekleyici Aktiviteler Bebek için gerekli ilk oyuncaklar 2 Yaş Sendromu Boşanmanın çocuk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li><a title="bebek için gerekli oyuncaklar" href="http://www.anaokullu.com/makale/bebek-icin-gerekli-ilk-oyuncaklar" target="_blank">Bebek için gerekli ilk oyuncaklar</a></li>
<li><a title="depresyonda mıyım" href="http://www.anaokullu.com/makale/depresyonda-miyim">Depresyonda mıyım?</a></li>
<li><a title="anne olmak daha mı kolaydı" href="http://www.anaokullu.com/makale/anne-olmak-eskiden-daha-mi-kolaydi" target="_blank">Anne olmak eskiden daha mı kolaydı?</a></li>
<li><a title="çocuk ağız ve diş sağlığı" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-agiz-ve-dis-sagligi" target="_blank">Çocuklarda Ağız Ve Diş Sağlığı</a></li>
<li><a title="anaokulu uyum" href="http://www.anaokullu.com/makale/anaokulu-uyum-sureci" target="_blank">Anaokulu uyum süreci</a></li>
<li><a title="çocuklarda uyku" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-uyku-problemi" target="_blank">Çocuklarda uyku problemi</a></li>
<li><a title="çocuklarda yeme" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-yeme-problemi" target="_blank">Çocuklarda Yeme Problemi</a></li>
<li><a title="anaokulu" href="http://www.anaokullu.com/makale/anaokulu-secerken-nelere-dikkat-edilir" target="_blank"> Anaokulu seçerken nelere dikkat edilir.</a></li>
<li><a title="çocuklarda disiplin" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-disiplin-ogretimi" target="_blank">Çocuklarda disiplin öğretimi</a></li>
<li><a title="tuvalet eğitimi" href="http://www.anaokullu.com/makale/tuvalet-egitimi" target="_blank">Tuvalet Eğitimi</a></li>
<li><a title="kardeş kıskançlık" href="http://www.anaokullu.com/makale/kardes-kinkacligi-ve-cozumleri" target="_blank">Kardeş Kınkaçlığı ve Çözümleri</a></li>
<li><a title="çocuk" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocuk-gelisimini-destekleyici-aktiviteler" target="_blank">Çocuk Gelişimini Destekleyici Aktiviteler</a></li>
<li><a title="bebek" href="http://www.anaokullu.com/makale/bebek-icin-gerekli-ilk-oyuncaklar" target="_blank">Bebek için gerekli ilk oyuncaklar</a></li>
<li><a title="2 yaş" href="http://www.anaokullu.com/makale/2-yas-sendromu" target="_blank"> 2 Yaş Sendromu</a></li>
<li><a title="boşanma" href="http://www.anaokullu.com/makale/bosanmanin-cocuk-uzerindeki-etkisi" target="_blank">Boşanmanın çocuk üzerindeki etkisi</a></li>
<li><a title="çocukluk" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocukluk-doneminde-korkular-ve-anne-babalarin-yaklasimi" target="_blank">Çocukluk Döneminde Korkular ve Anne Babaların Yaklaşımı</a></li>
<li><a title="çocuğum" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocugum-anaokuluna-basliyor" target="_blank">Çocuğum anaokuluna başlıyor</a></li>
<li><a title="çocuk diş sağlığı" href="http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-agiz-ve-dis-sagligi" target="_blank">Çocuklarda Ağız Ve Diş Sağlığı</a></li>
<li><a href="http://www.anaokullu.com/makale/cocuk-psikolojosi">Çocuk Psikolojisi</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/yayinlanan-makaleler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anaokulu uyum süreci</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/anaokulu-uyum-sureci</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/anaokulu-uyum-sureci#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 13:28:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[anaokuluna uyum]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=56</guid>
		<description><![CDATA[Anaokulu uyum süreci Okul öncesi dönem çocuğunuzun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimi açısından yaşamında çok büyük bir yer tuttuğunu biliyor muydunuz?  Bu dönemde çocuğunuzun  kişiliğinin %80 i oluşmaktadır. Bu nedenle anaokulu döneminde ilk sosyalleşme sürecini yaşayan çocuğunuzun bu dönemi sağlıklı geçirmesi çok önemlidir. Anaokuluna alışma dönemi bazı çocuklar için çok sancılı geçmektedir. Çocuğun ilk güven [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Anaokulu uyum süreci</strong></span></p>
<p>Okul öncesi dönem çocuğunuzun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimi açısından yaşamında çok büyük bir yer tuttuğunu biliyor muydunuz?  Bu dönemde çocuğunuzun  kişiliğinin %80 i oluşmaktadır. Bu nedenle anaokulu döneminde ilk sosyalleşme sürecini yaşayan çocuğunuzun bu dönemi sağlıklı geçirmesi çok önemlidir.<br />
<span id="more-56"></span><br />
Anaokuluna alışma dönemi bazı çocuklar için çok sancılı geçmektedir. Çocuğun ilk güven duyduğu obje annedir, sonrasında baba ve bakımı ile ilgilenen anneanne, dede, hala vb kişilerdir. Alıştığı kişilerden sonra başka insanlara güvenmek, dış dünyaya açılmak çocuk için zor bir süreç olacaktır. Bu sürecin zor geçtiğini en çok gözlemlediğimiz aile yapıları aşırı koruyucu- kollayıcı tutum sergileyen anne  ve babalardır. Bu tip ailelerde çocuk bireyselleşmeyi sağlayamaz çünkü çevresindeki kişiler yoğun endişelerinden dolayı ya da o henüz küçük diye  buna bir türlü  izin  vermemektedir. Büyüyen her çocuk bireyselleşmek için çaba gösterir, çevresini merak eder, dokunur, yürümek için çaba gösterir ve yürür, yürüyerek ulaşabildiklerinin sayısı artar ve daha çok merakı artar, istediklerini yapmak için sizinle inatlaşır ve kendini ortaya koyar, tüm bunlar çocuk için bir bireyselleşme çabasıdır.</p>
<p>Çocuğun anaokuluna başlama sürecinde sadece çocuk değil annenin de duygusal olarak hazır olması gerekir. Çocuğun ayrılırken duygusal olarak annenin üzüntü ve kaygısını hissetmesi anaokuluna uyum sürecini zorlaştırmaktadır. Çoğunlukla karşılaştığımız durum annelerin çocuklarının ağlamalarına dayanamadıkları noktada onları anaokulundan alma davranışı göstermeleridir. Bu tutum çocuğun gelişimi için oldukça tehlikeli bir durumdur. Bu nedenle annenin duygusal olarak bu kısa süreli ayrılık sürecine hazır olması ya da iki tarafın ayrılık anksiyetesi yaşamaması için kurum psikoloğu ile birlikte hareket edilmesi gerekir.</p>
<p>Anaokulu öncesinde uyum sürecini kolaylaştırmak için  oyun grupları oldukça yararlı olmaktadır. Kısa sürelerle başlayan ayrılıklar zamanla daha uzun sürelere yayılmakta ve çocuğun endişesini azaltmaktadır.</p>
<p>Anne – babanın çocuğun  içinde bulunduğu yaş itibariyle ayrılık kavramına zihinsel olarak hazır olmadığının farkında olması gerekir. “Sadece 1 saat oyna sen ben hemen gelicem ” ya da  “ Eve kadar gidip gelicem “ ifadesini bir yetişkin gibi algılayamaz,    “annem beni bırakıp gitti, bir daha gelmeyecek” olarak algılar ve yoğun endişe yaşar . Bu nedenle anaokuluna uyum sürecinde ilk günlerde annenin de okulda kalması yararlı olacaktır. Çocuk anneyle aynı sınıfta durma ihtiyacı duyuyorsa o  oyun oynarken anne bir köşede kitap, dergi vs okuyabilir, zamanla uzaklaşma ve güven çalışmalarına devam edilmesi yararlı olacaktır. Annesinin okulda olduğunu hisseden çocuk kendini daha rahat hissederek oyunlara katılacak  ve birlikte olduğu öğretmenine, arkadaşlarına  güven duyacaktır. Anne ve öğretmen birlikte hareket etmeli  ve zamanla anaokulundaki gereksinimlerin karşılanması anneden öğretmene geçmelidir.Öğretmenine güven duyan bir çocuk zamanla annenin  yokluğundan kaygı duymayacak, okula- arkadaşlarına uyum sağlayarak sağlıklı bir sosyalleşme süreci geçirmiş olacaktır.</p>
<p>Uzun süre okula adapte olamayan ve yoğun kaygılar yaşayan bir çocuğun anaokuluna gitme konusunda zorlanmaması gerekir. Çocuğun duygularının  ve  okulla ilgili düşüncelerinin çok iyi algılanması gerekir. Bu çocuk için travmatik bir olay olabilir ve farklı psikolojik problemler yaşamasına zemin hazırlayabilir. Bu çocuğun henüz okul yaşamına hazır olmadığını gösterir. Böyle bir durumda bir uzmanla hareket edilmesi daha sağlıklı olacaktır.</p>
<p>Anaokulu seçerken bir takım noktalara özellikle dikkat edilmesi gerekir. Anaokulunu seçerken çocuğun fikrinin alınması birincil şarttır. Orayı sevmesi ve kendini orada iyi hissetmesi önemlidir. Anaokulunda verilen eğitimin kaliteli olması , personelin konu ile ilgili olarak iyi yetiştirilmiş olması, hijyen ve güvenliğin sağlanması, kurumda bir psikolog bulunması da dikkat edilmesi gereken noktalardandır. Size düşen görev ise öğretmeni ve diğer anaokulu çalışanları ile iletişimizi sürekli olarak sürdürmeniz ve birlikte hareket etmeniz.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Psikolog Eda GÖKDUMAN</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/anaokulu-uyum-sureci/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda uyku problemi</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-uyku-problemi</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-uyku-problemi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 13:25:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk uyku]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk uyku düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ve uyku]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda uyku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=54</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarda uyku problemi Çocuğunuzla sağlıklı büyümesi için doğduğu ilk günden itibaren verdiğiniz en büyük mücadelelerden biri de onu uyutmak. Çocuğunuzun uyku konusunda sizinle inatlaşmasını ortadan kaldırmak için neler yapılabileceğini gelin birlikte görelim: Çocuğunuzun uyku düzenini kazanabilmesi için ilk kural bebeklik döneminden itibaren kendi yatağında yatması alışkanlığının kazandırılmasıdır. “ Uykuya geçmek istemiyor bu nedenle yanımıza alıyoruz.” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #333399;">Çocuklarda uyku problemi</span></strong></p>
<p>Çocuğunuzla sağlıklı büyümesi için doğduğu ilk günden itibaren verdiğiniz en büyük mücadelelerden biri de onu uyutmak. Çocuğunuzun uyku konusunda sizinle inatlaşmasını ortadan kaldırmak için neler yapılabileceğini gelin birlikte görelim:<br />
<span id="more-54"></span><br />
Çocuğunuzun uyku düzenini kazanabilmesi için ilk kural bebeklik döneminden itibaren kendi yatağında yatması alışkanlığının kazandırılmasıdır. “ Uykuya geçmek istemiyor bu nedenle yanımıza alıyoruz.” , “ Gece ağlayarak uyanıyor ve yanımıza geliyor.” , “ Ben de uykusuz kalıyorum ve onunla birlikte yatmak çok güzel oluyor.”  gibi birtakım gerekçelerle çocuk bireyselleşme  sürecini tam olarak tamamlayamamakta ve uyku düzensizliklerine neden olmaktadır.</p>
<p>Çocuğunuzun sağlıklı bir şekilde uyku evresine geçebilmesi için gün içerisinde enerjisini boşaltabilecek aktiviteleri yapmış olması gerekir, bu nedenle onunla gün içerisinde hareketli oyunlar oynayın. Uykuya hazırlık  ve uyku evresi  hep aynı saatlerde olmalı ki çocuğunuz bunu bir disiplin haline getirsin ve biyolojik saati devreye girebilsin.Odası ne çok sıcak ne de çok soğuk olmamalıdır. Rahat edebileceği uyku kıyafetleri tercih edin, çok sıkı giydirmemeye özen gösterin.Uyku için tamamen sessiz bir ortam oluşturmayın, evin içindeki olağan seslerin yanında kısık  sesli bir müzik dinletilebilir, böylece ileride her ortamda uyuma alışkanlığı kazandırabilirsiniz.</p>
<p>Çocuğunuz eğlenceli bir oyun oynarken uyku konusunda size uyum sağlamayacaktır, o oyununu oynarken birazdan uykuya geçeceğinizi haber verin ve ondan  oyununu yavaş yavaş bitirmesini isteyin. Evde siz eğlenirken ya da bir davete gidecek kıyafetler içerisindeyken ondan uykuya geçmesini istemeniz çok doğru olmayacaktır, bu nedenle ( en azından alıştırma evresinde ) siz de televizyonun sesini biraz kısabilir, uykunuz gelmiş gibi yapabilir, uyku kıyafetlerinizi giyebilirsiniz. Uykuya geçiş evresinde ılık bir duş yaptırabilirsiniz, birlikte banyo aktivitelerinizi yapın. ( diş fırçalama, tuvalete gitme, elleri yıkama vb. ) Odasına gidin ve gece lambanızı açın ( kendisinin bu aktiviteyi yapması çok daha yararlı olacaktır bu nedenle gece lambasını onun kullanabileceği bir şekilde hazırlayın. ) Yatağına yatmadan önce sevdiği bir bebek ya da ayıcık varsa yatağının kenarında ona da bir yer hazırlayın  ve onu birlikte yatırın , bebeğin üstünü birlikte örtün ve sessiz bir şekilde ona iyi geceler öpücüğü vermesini sağlayın. O yatağında yatarken bir hikaye kitabı okuyabilir ya da bir masal anlatabilirsiniz. Masalın ya da hikaye kitabının heyecan içerikli ya da üzüntülü  olmamasına özen gösterin bu onun uykuya dalmasını zorlaştıracaktır. Eğer çocuğunuz, sinirli, üzgün ve korkmuş ise bu duygularla yatmasına izin vermeyin, onu rahatlatın   ve onunla konuşun.  Ona dokunun ve yanında olduğunuzu ona hissettirin.</p>
<p>Gece uyandığında yanınıza gelmek istediğinde bu konuda kararlı olmalı ve onu ( uykunuz olsa dahi ) yatağına geri götürmelisiniz. Bu sürecin uzaması anne-babanın bu konuda gerekli tutumu ve davranışı sergilememesinden kaynaklanır. Eğer çocuğunuz korkmuşsa  ya da ağlıyorsa ona hemen dokunun, yanında olduğunuzu ona hissettirin, ( endişelerinizi hissettirmeyin) rahatlatın ve yatağına yatırın, uykuya dalana kadar yanında kalabilirsiniz.</p>
<p>Tüm bunları yapmanıza rağmen çocuğunuzda uyku problemi yaşıyorsanız bir uzman desteği almanız yararlı olacaktır.<br />
Çocuklarda görülen uyku bozuklukları:</p>
<p>• Gece boyunca sık uyanma,</p>
<p>• Uykuda konuşma,</p>
<p>• Uykuya dalmada güçlük,</p>
<p>• Ağlayarak uyanma,</p>
<p>• Gündüz uyuklama,</p>
<p>• Kabus ya da korkulu rüya görme,</p>
<p>• Yatak ıslatma,</p>
<p>• Diş gıcırdatma veya sıkma,</p>
<p>• Erken uyanma,</p>
<p>• Uyurgezerlik</p>
<p>Uyku bozuklukları çocuğunuzun hastalık dönemlerinde, yaşamında önemli bir değişiklik olduğunda,yanlış uyku alışkanlıklarında,  aile içinde çatışmalar yaşandığında , evde ya da okulda kaygı yaratan bir problemle karşılaştığında görülebilir ve yine  bir uzman desteği gerekecektir.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Psk Eda Gökduman</strong></span><br />
www.edagokduman.com</p>
<p>Makale Etiketleri: çocuk uyku,çocuklarda uyku,cocuk uyku,çocuk ve uyku,çocuk uyku düzeni</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-uyku-problemi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Yeme Problemi</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-yeme-problemi</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-yeme-problemi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 13:22:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu makale]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yeme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yemek yeme]]></category>
		<category><![CDATA[yuva makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=51</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarda Yeme Problemi 0-6 yaş döneminde annelerin-babaların  özellikle vurguladığı bir problemdir . “O kadar özenerek hazırlıyorum bir lokma bile yediremiyorum, benimle hep inatlaşıyor ve asla sözümü dinlemiyor.” “ Bir türlü YEMİYOR  sadece televizyon karşısında yemek yedirebiliyorum.” gibi ifadeler kullanılmaya başlamışsa yemek yemek  gibi çocuğunuzun sağlıklı gelişimi için gerekli olan bu temel ihtiyaç  problem olmaya başlamış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Çocuklarda Yeme Problemi</strong></span></p>
<p>0-6 yaş döneminde annelerin-babaların  özellikle vurguladığı bir problemdir .<br />
“O kadar özenerek hazırlıyorum bir lokma bile yediremiyorum, benimle hep inatlaşıyor ve asla sözümü dinlemiyor.”<br />
“ Bir türlü YEMİYOR  sadece televizyon karşısında yemek yedirebiliyorum.” gibi ifadeler kullanılmaya başlamışsa yemek yemek  gibi çocuğunuzun sağlıklı gelişimi için gerekli olan bu temel ihtiyaç  problem olmaya başlamış demektir.<br />
<span id="more-51"></span><br />
Yemek yemek ; çocuğunuzun önemli fiziksel ihtiyaçlarından biridir. Düzenli  ve yeterli düzeyde  beslenme çocuğunuzun sağlıklı büyümesi açısından öncelikli koşullardan biridir. Çocuğunuzun sağlıklı beslenmesi için almış olduğunuz yeşil ve vitamin dolu sebzelerle sırf sağlıklı beslensin diye saatlerinizi ayırarak hünerli ellerinizle hazırlamış olduğunuz o güzel tabağı önüne koyduğunuzda  red cevabı almanız sizi çileden çıkarabilir. İşte burada sabırlı olmalı ve öfkenizi kontrol etmelisiniz. Hazırladığınız o güzelim yemeği yemiyor …peki bu durumda ne yapmalısınız.</p>
<p>Öncelikle istediğimiz bu konuda onunla çok fazla inatlaşmamanız, genellikle bu durumda anne yemesi konusunda ısrarcı olmakta ve çocukla bir mücadeleye girmektedir. Yapılan bu tür müdahale ve mücadeleler çocuğu yemek gibi doğal bir ihtiyaçtan daha da uzaklaştırmakta ve anne-çocuk arasındaki uçurumu arttırmaktadır. Yemek yeme ile ilgili  yaşanılan çatışma gün içindeki diğer  çatışmalarınızın bir başlangıcını oluşturacaktır.  Onunla inatlaşmayın , yemeğin doğal bir ihtiyaç ve rutin bir aktivite olduğunu ona konuşmalarınız ve davranışlarınızla gösterin. Ona bu konuda anne ve baba olarak doğru model olmalısınız. Yemek saatlerinde yemek masasında ailecek yer almalı ( yemek masasında herkesin belirli bir yeri olabilir)  ve menüde yer alan yemekler ailenin tüm üyeleri tarafından sırası ile yenmeli, ( babanın yemek seçme veya pırasa yememe gibi bir özelliği varsa bu çocuk için yanlış bir model oluşturabilir) Yemek hazırlanmadan 10-15 dakika önce yemeği hazırlayacağınızı ona iletmelisiniz. Oyun aktivitesi  veya uğraşısı bitmeden oyunun başından apar topar yemek masasına oturtulacak  bir çocuğun yemek masasında mutsuz olması ve  yemeğini yemeye tepki göstermesi beklenilen bir sonuçtur. Bu nedenle öncelikle onu sözel şekilde hazırlayın “Birazdan yemek yiyeceğiz” gibi,   oyun aktivitesini ona göre ayarlamasını sağlamış olacaksınız, bu şekilde suç da sizden kalkacaktır, artık yemek masasında daha haklı olabileceksiniz.</p>
<p>Yemek öncesinde yemeğin hazır olacağını söylemenize rağmen yemek masasına gelmeyen bir çocuğunuz varsa ; inatlaşmayın , siz  ve diğer aile üyeleri masadaki yerlerinize oturun ve yemeğinize başlayın, onun bu davranışını görmemezlikten gelin  ve onunla ilgilenmeyin, asla ve asla başka yemek alternatifi sunmayın, yemeği yemek masası dışında bir yere taşımayın.Unutmayın yemek sadece yemek masasında yenir ve doğal bir ihtiyaçtır. Bu durumda anneler genelde olaya duygusal yaklaşmakta ve bu tür çözümler üretebilmektedirler, bu tür alternatif çözümler çocuğunuzun bu problem davranışını pekiştirmekte ve sağlıksız beslenmesine neden olmaktadır. Unutmayın hiçbir çocuk açlıktan ölmedi. Diğer öğüne kadar bir yemek sunmayın ve bu konuda onunla konuşmayın,  yemek saati dışında acıktığını vurgulayan bir çocuğunuz var ise “yemeklerimizi sadece yemek saatinde yiyoruz, yemek yerken seni de çağırmıştık , fakat gelmedin bu nedenle diğer yemek saatine kadar beklemelisin” şeklinde bir  cevap vermeniz yararlı olacaktır. Fakat bu olayı dramatize etmemeye özen gösterin, sadece onunla konuşun ve yapmanız gereken aktiviteye geri dönün, bir dahaki öğünde  güzel yemekler hazırlayacağınızı  ifade edin ( sevdiği birkaç yemek yapabilirsiniz: alıştırma aşaması) . Bu yaş döneminde yaptırmak istediğiniz tüm davranışlarda oyun ve eğlenceyi kullanmalısınız. Çocuğun dünyasına giden en kısa yol oyundur. Hazırladığınız o güzel tabaklarda bir gülen yüz, bir çocuk şekli olması ( bu şekle bir isim de takabilirsiniz)  çocuğunuzu yemek yemeğe motive edecektir. Yemek yeme çalışmalarının başlangıcında menüyü hazırlarken çocuk doktorunuzun vermiş olduğu listeden çocuğunuzun sevdiklerini seçmeniz yararlı olacaktır. Tabağına yemeği koyarken ne kadar istediğini sorabilirsiniz, böylece yemek miktarını  kendi tercih etmiş olduğunda kendi tabağından da sorumlu olacaktır. Tekrar istediğinde verebileceğinizi ifade edin. Masadaki diğer aile üyeleri tabaklarındaki yemeği bitirme konusunda doğru model olmayı unutmamalıdırlar. Yemeğini yerken sürekli “yemeğini ye!” gibi komutlar vermemelisiniz, biliyorsunuz yemek yemek doğal bir ihtiyaç ve uyarıya gerek yok . Bu davranışınızla çocuğunuz daha çok dikkat çekmeye çalışabilir ve yemek yeme konusunda sizinle daha fazla inatlaşabilir. Sevmediği bir yemeği zorla yedirmeye çalışmayın. Onun da  bir damak tadı olduğunu unutmayın, aynı vitamini verebilecek bir başka yemeği menüye ekleyebilirsiniz. Yemek yememesi ile ilgili hassasiyetinizi ona belli etmeyin bunu kullanmaya başlayabilir. Yemek sonrasında birlikte eğlenceli birkaç aktivite planlayın, yemeğini bitirmek için böylece onu motive edebilirsiniz. Yemek sonrasında maddi ödüller sunmamaya özen gösterin, Çünkü yemek yemek  normal ve olması gereken bir davranıştır. Bunun için bir ödül anlamsız ve yararsızdır. Bunun için en büyük ödül mutlu olduğunuzu ona göstermektir.<br />
Çocuğunuz hastalık döneminde ise iştahında bir azalma görülebilir, bu durumda çok fazla ısrarcı olmamalı ve çocuk doktorunuzla birlikte hareket etmelisiniz. Çocuğunuzun beslenme ile ilgili problemleri uzun süre devam ediyorsa ve kilosunda belirgin düzeyde bir azalma söz konusu ise çocuk doktorunuza götürmeniz gerekmektedir.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>PSİKOLOG EDA GÖKDUMAN</strong></span><br />
www.edagokduman.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-yeme-problemi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anaokulu seçerken nelere dikkat edilir</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/anaokulu-secerken-nelere-dikkat-edilir</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/anaokulu-secerken-nelere-dikkat-edilir#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 13:19:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[ana okulu]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yuvası]]></category>
		<category><![CDATA[özel anaokulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[Anaokulu seçerken nelere dikkat edilir Anaokulları ;çocuğun büyürken daha keyifli vakit geçirmesi, yetenek ve becerilerinin ortaya çıkarılarak  oyunla öğrenmesi, diğer çocuklarla  ve yetişkinliklerle birlikte sosyalleşerek büyümesi için  gerekli ortamı yaratır. Seçeceğiniz anaokulunun  öncelikle neleri içermesi gerekir? Çalışma Ruhsatı:  Anaokulları  Milli Eğitim Bakanlığı ya da Sosyal Hizmetler  Müdürlüğüne bağlı olarak çalışır. Binanın ve sınıfların  yapısı, depreme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Anaokulu seçerken nelere dikkat edilir</strong></span></p>
<p>Anaokulları ;çocuğun büyürken daha keyifli vakit geçirmesi, yetenek ve becerilerinin ortaya çıkarılarak  oyunla öğrenmesi, diğer çocuklarla  ve yetişkinliklerle birlikte sosyalleşerek büyümesi için  gerekli ortamı yaratır. Seçeceğiniz anaokulunun  öncelikle neleri içermesi gerekir?<br />
<span id="more-49"></span><br />
Çalışma Ruhsatı:  Anaokulları  Milli Eğitim Bakanlığı ya da Sosyal Hizmetler  Müdürlüğüne bağlı olarak çalışır. Binanın ve sınıfların  yapısı, depreme dayanıklılığı, kurumun işleyişi   bu kurumlar tarafından  yapılan denetimlerle kontrol edilerek  çalışma belgesi izni verilir. Kurum müdürünün odasında görünür bir yerde bu belgenin asılı olması gerekiyor. Eğer böyle bir belge göremediyseniz kurum müdüründen talep edin.</p>
<p>Çalışan Personel Eğitimli mi? Kurum müdürünün  ve çocuklarınızla ilgilenecek olan kişilerin eğitimleri ile ilgili bilgi almayı unutmayın.  Eğitimli ve deneyimli olan bir anaokulu personeli çocukla ilgili yeterli bilgi ve donanıma sahip olmalıdır ki ona gerekli olan yaklaşımı ve eğitimi verebilsin.</p>
<p>Çocuğunuzla ilgilenecek kişiyi tanıyın? Kayıt yaptırdığınızda  çocuğunuzla  hangi öğretmenin ilgileneceğini sorun ve onunla tanışmak istediğinizi ifade edin.</p>
<p>Anaokulunun güvenliğinin nasıl sağlandığını öğrenin: Anaokuluna herkes rahatlıkla girip çıkmamalıdır. Bunu sürekli olarak kontrol eden bir sistemin  olması gerekmektedir. Anaokulunun kapısı her zaman kapalı olmalıdır. Çıkışlarda sadece çalışan personel daha önceden tespit edilen kişilere çocuğu teslim etmelidir.</p>
<p>Acil durumlarda neler yapıldığı ile ilgili bilgi alın: Yangın, deprem vb  acil durumlarda çalışan tüm personel eğitimden geçmiş mi öğrenin . Yapılan uygulamalar hakkında bilgi alın.</p>
<p>Gün içerisinde çocuklar ne gibi aktiviteler yapıyorlar öğrenin:  Her anaokulunda   çocuk odaklı uygulanan bir eğitim programı vardır. Ama siz yine de nasıl bir eğitim programı uygulandığı ile ilgili bilgi isteyin.  Çocukların eğitim programları dışında yaptıkları drama, bale, satranç, yüzme , yoga gibi  eğlenceli aktiviteleri de olabilir. Bu aktivitelerin hangi kişiler tarafından verildiğini ve bu kişilerin eğitim durumları  hakkında bilgi alabilirsiniz. Bu kişilerin  de  çocuk psikolojisi ve gelişimi hakkında da bilgi sahibi olması gerekir.</p>
<p>Çocuklarla yeterince ilgileniliyor mu? Genel konular  hakkında bilgi alırken  sezgileriniz çok önemli. Siz oradayken çevrenizi, çevrenizdeki kişilerin çocuklarla ilişkilerini, konuşma biçimlerini ve davranışlarını gözlemleyin. Size bilgi veren kişinin konu ile ilgili  net ve açıklayıcı bilgiler vermesi önemlidir.</p>
<p>Anaokulunda bir psikolog ya da pedagog  danışmanlık yapıyor mu? Çocukların gelişimlerinin gözlemlenmesi, bu gelişimlerin olumlu ya da olumsuz sonuçlarının sizlerle paylaşılması,  yaşanan olumsuz durumlarda destek vermesi ya da sizi gerekli kurumlara yönlendirmesi önemlidir.</p>
<p>Alıştırma döneminde  ne tür uygulamalar yapılıyor ? Her çocuğun anaokuluna başlangıç döneminde verdiği tepkiler farklıdır. Bazı çocuklar kolay uyum sağlarken bazı çocuklar evden  ya da anne-babadan ayrılmakta güçlük  çekebilir. Bu doğal bir süreçtir. Bu süreç aşamasında neler yapıldığı  hakkında bilgi alın.</p>
<p>Yemek menüsünü  kimler hazırlıyor. Menülerin çocuk beslenmesine göre ayarlaması gereklidir. Örnek bir menü isteyebilirsiniz. Bir diyetisyen ya da çocuk doktoru  tarafından hazırlanan bir  içerik çok daha yararlıdır.</p>
<p>Günlük kayıtlar tutuluyor mu? Çocuğunuzun yaptıkları ile ilgili olarak kısaca  o gün neler yaptı , neler yedi ya da olağanüstü bir durum yaşandı mı  gibi kısa bir iletişim postasının olup olmadığını öğrenin.</p>
<p>Sınıf özellikleri neler : Çocuğunuzun sınıfı yeterli genişlikte mi, havalandırma nasıl sağlanıyor, yaşına uygun materyaller var mı,  sınıf kaç kişiden oluşacak, sınıfındaki  çocukların yaşları ( ay olarak farklı olabilir ) aynı mı öğrenin.</p>
<p>Eğer anaokulunun bu gerekli bilgileri içerdiğini düşünüyorsanız ve kayıt yaptırma kararınız vermişseniz sizin neler yapmanız gerektiği ile ilgili ayrıntılı bilgi isteyebilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Psikolog Eda Gökduman</strong></span><br />
www.edagokduman.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/anaokulu-secerken-nelere-dikkat-edilir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda disiplin öğretimi</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-disiplin-ogretimi</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-disiplin-ogretimi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 13:13:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk disiplini]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ve disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[çocukta disiplin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarda disiplin öğretimi Disiplin ; çocuğunuzun kendi sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini ona  göstermektir. Bu çocuğunuz için bir sosyalleşme sürecidir. Okulda arkadaşlarına vuran, yemek masasında kurallara uymayan, durmasını istediğinizde durmayan , oyuncaklarını kıran, size birçok konuda uyum sağlamakta zorlanan  çocuğunuz için disiplini yerleştirmek çok da zor değildir. Bir  davranışı ya da kuralı çocuğunuza benimsetmek ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Çocuklarda disiplin öğretimi</strong></span></p>
<p>Disiplin ; çocuğunuzun kendi sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini ona  göstermektir. Bu çocuğunuz için bir sosyalleşme sürecidir. Okulda arkadaşlarına vuran, yemek masasında kurallara uymayan, durmasını istediğinizde durmayan , oyuncaklarını kıran, size birçok konuda uyum sağlamakta zorlanan  çocuğunuz için disiplini yerleştirmek çok da zor değildir.</p>
<p>Bir  davranışı ya da kuralı çocuğunuza benimsetmek ve yaşam boyu uygulamasını sağlamak  için; öncelikle ona doğru bir model olmalısınız.  Akşam yemeğinde ıspanağı yemeyen  babayı gören çocuğunuzun yemek seçmesi beklenen bir sonuçtur. Bu durumda ona yemek kuralları ve beslenme ile ilgili gerekli disiplini yerleştiremezsiniz. Kurallar;  çocuğunuzun yaşına uygun bir şekilde ve anlayabileceği bir dilde anlatılmalıdır. Neden bu kuralların koyulduğu , bu kurallara uyduğunda  neler kazanacağı ve uymadığında neler kaybedebileceği ile ilgili bilgiler anne – baba tarafından açıklanmalıdır. Bu açıklamalar için ; tüm aile üyelerinin bulunabileceği bir toplantı saati ve evde bir köşe belirleyin. ( mutfak masası, Ali’ nin odası vb. )   Toplantı esnasında yiyecek ve içecek ikramının yapılması çocuğunuzu mutlu edecek ve bu olayın ciddiyetini algılamasını kolaylaştıracaktır. Gerekli açıklamalar yapıldıktan sonra , çocuğunuza güvendiğinizi ve bu davranışı yapabileceğine inandığınızı söylemeyi unutmayın.  Evde ya da yaşamda sizin de uymanız gereken kurallardan bahsedin. Kurala uyulmadığında çocuğunuzun karşılaşabileceği durumları kendisine ifade edin ve bu söylediklerinizde KARARLI ( şifremiz = kararlılık ) olduğunuzu ona hissettirin. Her ne olursa olsun bu kararınızdan vazgeçmeyeceğinizi ona göstermelisiniz. Bazen yapılan konuşma sonrasında karşılıklı yazılı bir form ve imzalar çocuklar için daha motive edici olabilir.</p>
<p>Beklenen davranış gerçekleşmediğinde yani koymuş olduğunuz kurallar uygulanmadığında öncelikle sakin olun ( sinirlenmeyin, bağırmayın, eleştirmeyin ) ve kararlı ifadenizi devam ettirin. Başlangıçta söylemiş olduğunuz sonuçları uygulayın. Eğer çocuğunuz  beklenilen davranışı gösterdiyse öncelikle bundan çok mutlu olduğunuzu ( manevi ödül )  ifade edin. “ Bu davranışın beni çok mutlu etti. ”,“Yemeğini bitirdiğin için çok mutlu oldum.”,  “ Misafirliğe gittiğimizde arkadaşlarınla hiç kavga etmedin, onlarla çok güzel oyun oynadın ben de anneleriyle sohbet ettim, bunu yapabileceğine inanıyordum, aferin.” Gibi. Çocuklarınıza sık olmamakla birlikte maddi ödüller de sunabilirsiniz. Fakat istediğimiz özellikle doğal ihtiyaçlar ( beslenme, uyku vb) ve sosyal kurallarda çok fazla maddi ödüller sunulmaması çünkü çocuğunuzun bu davranışı yapılması gereken bir davranış olarak öğrenmesi gerekmektedir. Bir şey elde etmek için bir davranışı göstermek  anlayışı çocuğunuzun disiplin eğitimi ve psikososyal gelişimi için çok da yararlı değildir. Bu nedenle maddi ödüller sunulurken sıklığına dikkat edilmesi gerekir.</p>
<p>Disiplin oluşturulmaya çalışılırken uygulanan ceza davranışları çok önemlidir. Cezanın çocuğunuzun psikolojisine ve onunla kurduğunuz ilişkiye zarar vermeyecek nitelikte olmalıdır. Ceza da amaç ;çocuğunuzun farkındalığını arttırmak  ve ona iç görü kazandırmaktır. Yapılan yanlış davranış sonrasında ondan yaptığı davranışı düşünmesini isteyin ve evde bir düşünme köşesi belirleyin. (  bu köşeye birlikte eğlenceli bir isim takabilirsiniz, bazen siz de yanış davrandığınızda bu köşeye gidebilirsiniz)  Verilen ceza çok uzun süreli olmamalı ve yapılan davranıştan hemen sonra uygulanmalıdır. Süre olarak  üç yaş için üç dakika, dört yaş için dört dakika , beş yaş için beş dakika, 6 yaş için yine 5 dakika olarak belirlenmelidir. Sürenin uzun olması  çocuğunuzun davranışı ile ceza arasında bağlantı kurmasını engelleyecek ve ceza amacına ulaşmayacaktır. Ceza amacına uygun olarak verilmelidir. Örneğin; oyuncaklarını toplamadığı için hafta sonu gidilecek bir geziden tamamen mahrum bırakılması çocuğunuzu çok mutsuz edecek ve sizden uzaklaşmasını sağlayarak bundan sonra koyacağınız kurallarda uyumsuzluğunu arttıracaktır</p>
<p>Kendi sınırlarını belirleyebilen ve kendi ihtiyaçları için yapılması gereken davranışları kazanabilen bir çocuk ileride kendine güvenen, sosyal ilişkileri kuvvetli bir birey olacaktır. Bu nedenle okul öncesi dönemlerde bu davranışın kazandırılması çok önemlidir.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Psikolog Eda Gökduman</strong></span><br />
www.edagokduman.com</p>
<p>Makale Etiketleri: çocuk disiplin,çocuklarda disiplin,çocukta disiplin,çocuk ve disiplin,çocuk disiplini</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-disiplin-ogretimi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuvalet Eğitimi</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/tuvalet-egitimi</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/tuvalet-egitimi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 13:10:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tuvalet eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda tuvalet eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukta tuvalet eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde tuvalet eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[tuvalet eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[tuvalet eğitimi nasıl verilir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[Tuvalet Eğitimi Her çocuğun gelişimsel hızı farklıdır. Bu nedenle her çocuk farklı zamanlarda tuvalet eğitimine başlayabilir.  Bir çok anne- baba,  çocuklarının bir an önce çiş eğitimine geçmesi için acele etmekte ya da bu konuda geç kaldığını düşünmektedir. Tuvalet eğitimine ne zaman başlanmalı? Ne zaman geç kalınmış olur ? Tuvalet eğitiminde bazı çocuklar 3-3.5 yaşa kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Tuvalet Eğitimi</strong></span></p>
<p>Her çocuğun gelişimsel hızı farklıdır. Bu nedenle her çocuk farklı zamanlarda tuvalet eğitimine başlayabilir.  Bir çok anne- baba,  çocuklarının bir an önce çiş eğitimine geçmesi için acele etmekte ya da bu konuda geç kaldığını düşünmektedir.</p>
<p>Tuvalet eğitimine ne zaman başlanmalı? Ne zaman geç kalınmış olur ? Tuvalet eğitiminde bazı çocuklar 3-3.5 yaşa kadar fiziksel ve zihinsel anlamda hazır olmazken bazı çocuklar 18- 24. aylarda hazırım sinyalleri vermekte ve kısa bir sürede bu eğitimi tamamlamaktadır.<br />
<span id="more-43"></span><br />
Öncelikli olarak çocuğunuzun çiş eğitimi alabilmesi için fiziksel ve zihinsel  anlamda bu  eğitime hazır olması gerekir. Eğer çocuğunuz 3 saatten fazla idrarını tutabiliyor hale gelebiliyorsa bu sürece hazır hale gelebildiğini gösteriyordur. Çünkü çocuğunuz artık fiziksel ve zihinsel anlamda gerekli olan mesane kontrolünü sağlayabilmiştir. Tuvaletinin geldiğini size davranışsal ya da sözel anlamda  işaret  veriyorsa hemen bu uyarıları fark etmeli ve onu eğlenceli bir şekilde tuvalete götürmelisiniz. Çocuğunuzu tuvalet eğitimine olan motivasyonu da oldukça önemlidir. Tuvalete giderken sizi taklit etmeye başlamışsa ve bağımsız olarak hareketlerini kontrol etme ihtiyacı duyuyorsa ( ben yapacağım gibi) işiniz daha da kolaylaşır. Fakat bu motivasyonu sağlaması için sabırlı olmalı ve onu beklemelisiniz. Önemli olan sizin eğitime başlama kararınız değildir onun hazır olduğu andır. Siz ne kadar çok isteseniz de, çok çabalar gösterseniz de bu eğitim süreci başarısız olabilir, o hazır olduğunda size olumlu tepkiler verecektir.</p>
<p>Tuvalet eğitimine başlarken sizin de çocuğunuzun da içinde bulunduğu ortamın huzurlu olması çok önemlidir. Stresli bir dönemde ise bu eğitime hazır olamayacak siz de bu süreçte gerekli sabrı gösteremeyeceksinizdir. Bazı çocuklar bu eğitim sürecini kısa bir zamanda tamamlarken  bazı çocuklarda bu süreç ayları alabilir. Bunun için acele etmemeli, çocuğa baskı yapmamalı ve endişenizi çocuğunuza hissettirmemelisiniz. Bunu hisseden çocuğunuzun tuvalet eğitimi gecikecek ve çocuğunuz beklediğiniz tepkileri veremeyecektir.</p>
<p>Hazır olduğunu hissettiğiniz çocuğunuzla önce bir alışverişe çıkın ve ona kendi seçtiği ve beğendiği ( tercihen eğlenceli)  bir tuvalet oturağı almalısınız. Eve oturağı getirdiğinizde tuvalette istediği bir köşeye birlikte yerleştirin, oyuncaklarını ya da bebeklerini yanına getirin ve oturağında oturtmalı oyunlar oynayın.Eğer yetişkin tuvaletine yerleştirilen bir oturak almışsanız çocuğunuzun kendisini güvende hissetmesi ve korkmaması için ayaklarını koyabileceği bir zemin hazırlayın. Daha sonra kendisinin oturup oturmak istemediğini sorun   ( eğer istemiyorsa onu zorlamayın) , başlangıç olarak hemen kıyafetlerini soymayın, bu onu tedirgin edebilir. Ama bunu sözel olarak ifade edebilirsiniz.( çişimizi yaparken altımızda pantolonumuz varsa çıkarırız, çünkü çişimiz üstümüze gelir gibi)  Sonrasında aslında bunun bir oyuncak olmadığını , kakası ya da çişi geldiğinde kullanması gereken bir materyal olduğunu ona anlatın. Kendinizden – babasından örnekler verebilirsiniz. Bu yaş dönemleri taklit davranışların en çok gözlemlendiği dönemdir . Bu nedenle tuvalet eğitiminde de sizi taklit etmesini sağlayabilirsiniz. Bezine kakasını yaptığında bezdeki kakayı tuvalet boşaltın ki oturağının ne işe yaradığını ona daha net bir şekilde gösterebilesiniz.</p>
<p>Çocuğunuz oturağına oturmayı kabul ettiğinde bu davranışın onun yaşamının rutin bir parçası olduğunu ona gösterin.Yani kahvaltıdan sonra, banyodan önce, sokağa çıkmadan önce, uyumadan önce uygulayın. Bunu yaparken önce az sayıda yapın zamanla bu sayıyı arttırın. Eğitimi çocuğunuza başlangıçta sık sık hatırlatır ve onu sürekli olarak tuvalete götürürseniz onu bu durumda sıkarsınız ve sizinle  inatlaşmaya başlar. Tuvalete gidemediğinde  ya da yetişemediğinde altına kaçırabilir, bunu olağan karşılayın ve hemen eskisi gibi rutin temizliğini yapın, başarılarını övün , kazaları görmezden gelin. Kendisini suçlu hissetmemesine özen gösterin. Başardığını gören çocuk kakasını ya da çişini yaptığında  görmek isteyebilir, bu nedenle hemen sifonu çekmeyin. Bu onu mutsuz edebilir. Gündüzleri  bez kullanmayın, bu dönemde alıştırma kilodunu kullanabilirsiniz. Önce gündüz sonra gece kaçırmaları sona erecektir. Çocuğunuz yukarıda anlattığımız tepkileri vermediğinde sinirlenmeyin, hemen çiş eğitimine ara verin, sonrasında yeniden başlayabilirsiniz, bunu onsuz başaramazsınız bu nedenle onun hazır olmasını beklemek zorundasınız. Kız çocukları tuvalet  eğitimine erkek çocuklarından daha önce hazır hale gelebilirler.Kız çocuklarında tuvalet temizliğinin önden arkaya doğru yapılması gerektiğini unutmayın.Kızınız kendi kendine bunu yapabilecek duruma geldiğinde ona bunu öğretin ve sonrasında 2. bir tuvalet kağıdı ile kurulamasını öğretin. ( hafif vuruşlar şeklinde – hızlı yapmamasına dikkat edin)</p>
<p>Tuvalet eğitiminde idrar yolu enfeksiyonları gözlemlenebilir. Sık idrara çıkma, altına kaçırma, çiş yaparken acıma , karın ağrısı ile karşılaştığında çocuk doktorunuzla iletişim kurmalı ve eğitime bir süreliğine ara vermelisiniz. Kız çocukları ve erkek çocuklarının tuvalete oturma şekli birbirinden farklıdır. Bazen kız çocukları erkekler çocukları gibi, erkek çocukları da  kız çocukları gibi oturmak isteyebilir. Bunu başlangıçta çok fazla engellemeyin, birkaç kere deneyebilir, zamanla bu pozisyona vücut parçalarının uygun olmadığını anlayacak ve doğru oturma pozisyonuna geçebilecektir.  Fakat erkek çocukları kız çocuklarına göre iki pozisyonu birlikte öğrendiklerinden  bu süreç kız çocuklarına göre daha uzun sürebilir. Çünkü çişini yaparken ayakta, kakasını yaparken oturuyor olacaktır , bu nedenle tuvalet eğitiminde kız çocukları ile oğlunuzu asla karşılaştırmayın. Oğlunuz önce oturarak yapmayı öğrenebilir, ayakta yaparak öğrenmesini sağlamak için baba, amca ya da dayısını  izlemesini sağlayabilirsiniz, onu örnek alabilir. Bu çalışmalar yapılırken ayakta çiş yapmayı eğlenceli hale getirebilirsiniz, ( hedefe ulaşma oyunu: peçeteyi tuvaletin içinde bir köşeye düşürün ve onu ıslatma oyunu oynayın, ıslatınca mutlu olun ve takdir edin) ) Bu geçiş süreci  için de onu zorlamamaya özen gösterin.</p>
<p>Çocuğunuz tuvalette uzun süre oturmak istemeyebilir bu süreyi uzatmak ya da tuvalette sıkılmasını engellemek için birlikte oyuncakları ile vakit geçirebilir, güzel masallar anlatabilir, hikayeler okuyabilirsiniz.  Kabızlık durumları da bu süreçte sıklıkla karşılaştığımız bir durumdur, böyle durumlarda çocuk doktorunuzla iletişim kurmalısınız. Bir süre ara verebilirsiniz . Tüm yukarıda anlattıklarımı yapmanıza rağmen çocuğunuz tuvalet eğitimini gerçekleştiremiyorsa bir çocuk doktoru ya da   çocuk psikiyatristi ile görüşmeli ve ayrıntılı muayene ettirmelisiniz.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Psikolog Eda Gökduman</strong></span><br />
www.edagokduman.com</p>
<p>Makale Etiketleri: tuvalet eğitimi,çocuklarda tuvalet eğitimi,tuvalet egitimi,bebeklerde tuvalet eğitimi,tuvalet eğitimi nasıl verilir,çocuk tuvalet eğitimi,çocukta tuvalet eğitimi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/tuvalet-egitimi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kardeş Kınkaçlığı ve Çözümleri</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/kardes-kinkacligi-ve-cozumleri</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/kardes-kinkacligi-ve-cozumleri#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 13:04:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kıskanç]]></category>
		<category><![CDATA[kıskanç çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kıskanç çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[kıskanç kardeş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[Kardeş Kınkaçlığı ve Çözümleri Bir çocuğun kardeşini kıskanması doğal bir duygu olarak tanımlanabilir.  Her birey özel olmak, ilk olmak, öncelikli olmak , tercih edilmek, beğenilmek isteyebilir. Karşıdaki  kardeş olsa bile bu duyguların kontrol edilmesi kişi için bazen güç olabilir. Bu duygunun bir problem olarak görülmesinden çok bu duygu ile çocuğun ya da kişinin  nasıl baş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #333399;">Kardeş Kınkaçlığı ve Çözümleri</span></strong></p>
<p>Bir çocuğun kardeşini kıskanması doğal bir duygu olarak tanımlanabilir.  Her birey özel olmak, ilk olmak, öncelikli olmak , tercih edilmek, beğenilmek isteyebilir. Karşıdaki  kardeş olsa bile bu duyguların kontrol edilmesi kişi için bazen güç olabilir. Bu duygunun bir problem olarak görülmesinden çok bu duygu ile çocuğun ya da kişinin  nasıl baş edebilmesi gerektiğini öğretmek ve anne- baba olarak yapılması gereken davranış biçimlerini öğrenmektir. Bu kıskançlıkta kardeşe duyulan yoğun öfke duyguları belirgindir. Onun daha ön planda olduğu, daha çok sevildiği, her istediğinin yapıldığı, kendisinin ikinci plana atıldığı, kendisine karşı bir haksızlık yapıldığı  ve  artık sevişmediği düşüncesi ile yalnız kalma, içe kapanma, sürekli öfke duyma ve yoğun çatışmalar ile kendini gösterir.<br />
<span id="more-41"></span><br />
Çocukluk döneminde kardeşin gelmesi ile tahtının sarsıldığı ve artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı endişesi hakimdir. Bu endişenin  kontrol edilebilmesi için anne babanın ve diğer kişilerin aslında hiçbir şeyin değişmediğini ,  onun kendileri için hala özel  ve önemli olduğunu ona davranış ve konuşmaları ile hissettirmesi gerekmektedir. Bunu hisseden çocuk  rahatlayacak ve kardeşine karşı olan tüm düşmanlık duygularını kontrol edebilecektir.</p>
<p>Doğum Öncesi Önlemler</p>
<p>-   Bebek dünyaya gelmeden önce anne ve babanın gün içerisinde  ona özel zamanlar yaratabilmesi gerekmektedir. Annem beni seviyor, babam  beni seviyor ve benimle ilgileniyor düşüncesini  hissedebilmesi gerekiyor.<br />
-   Bebek dünyaya gelmeden önce çocuğunuzu dünyanın merkezi haline getirmemek, ona bağımlı yaşamamak , her zaman varlığınıza alıştırmamaktır. Her istediğinin yapılmaması önemlidir. “Sen benim için önemlisin, ama bazen sana sınır koymalıyım, bunun sana olan sevgimle bir ilgisi yok” mesajını verecek davranışları  kardeş dünyaya gelmeden önce öğretmelisiniz. 3 yaş öncesindeki bir çocuk için bu söylediklerim  geçerli değildir. Çünkü bu yaş çocuğu  bu bilgileri almak için yeterli zihinsel beceri ve davranışsal kontrolüne  henüz sahip değildir.<br />
-   3 yaş sonrasında olan bir çocuk bebek dünyaya gelmeden önce anaokuluna gönderilebilir. ( yarım gün ya da tam gün )<br />
-   3 yaş öncesi bir çocuk için yapılması gereken davranış onu çok sevdiğinizi davranışlarınızla hissettirmek , inatlaşmaları ile onunla çok fazla mücadeleye girmeden ona uyumlu davranmaktır.<br />
-   Anne karnı belirginleştikten sonra bebeği sevme çalışmaları yapmak, bu çalışmaları yaparken  onu fiziksel olarak yakınınızda tutmak ve ona dokunmaktır. Kardeşin ne demek olduğu ile ilgili bilgileri ona anlatmalı ve duygusal olarak  aralarında bir bağın oluşmasını sağlamanız gerekmektedir.<br />
-   Kardeşi  doğmadan önce  fazlası ile onun dikkatini çekebileceği düzeyde alışveriş yapmaya özen göstermeniz gerekmektedir.<br />
-   Kardeşi doğmadan önce yatağını ve odasını çoktan ayırmış olmanız gerekmektedir.<br />
-   Eşler arasında   doğum sonrasında  aileyi nelerin beklediği, herkesin görevinin neler olduğu, bu dönemde eşlerin birbirinden neler istediğinin  paylaşılması gereklidir. Bu ileride doğacak sorunların şimdiden kontrol altına alınmasını sağlayacaktır.</p>
<p>Doğum Sonrası Önlemler</p>
<p>- Doğum zamanı yaklaştıkça  annenin artan yorgunluğu ve endişesinin çocuğa hissettirilmemesi önemlidir. Tüm bunların gelecek olan kardeşten kaynaklandığı düşüncesine yol açabileceğinden bu dönemde her şeyin normal olduğunun   gösterilmesi gerekmektedir.<br />
- Koşuşturmalar ve yaşamda yapılacak değişimler  ( odaların hazırlanması, eşyaların yerlerinin değiştirilmesi, eve yeni gelecek misafirler, hastanenin seçilmesi, hastaneye gidiş  gibi ) çocukta gerginlik yaratabilir.<br />
- Doğum esnasında hastane içinde değil de hastane bahçesinde güvendiği bir kişi ile birlikte olması ( tercihen baba )  kardeşi ile ilgili duygularının alınması ,  gelebilecek sorularına cevaplar verilmesi ve varsa endişelerinin giderilmesi gerekmektedir.<br />
- Doğum sonrasında anne rahatladıktan sonra anne ile görüşmenin sağlanması yararlı olacaktır. ( bu sürenin çok uzun tutulmaması ve gerekli açıklamanın yapılması gerekmektedir.)<br />
-   Kardeşi ile ilk karşılaştırılma anında  bebeğin   kendi yatağında olması onu biraz da olsa rahatlatacaktır.Kardeşten gelen güzel bir  merhaba hediyesi ilk karşılaşmanın mükemmel geçmesini sağlayacaktır.<br />
- Hastane odasının çok kalabalık olmaması, çocuğun tanımadığı kişilerin mümkün olduğunca  içeride bulunmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir.<br />
- Anne bebeği emzirme aşamasına geldiğinde bir kolunda bebeğin,  aynı yakınlıkta da onun olmasına özen  göstermelidir.Bir taraftan emzirme gerçekleşirken diğer taraftan da onunla sohbet edilmesi onu mutlu edecektir.<br />
- Eve gelindiğinde bebeğin ve onun odasındaki yeni eşyaların, hediyelerin yerleştirilmesi çalışmalarını birlikte yapabilirsiniz.<br />
- Anne bebekle ilgilenirken baba eskiden olduğu gibi oyun alanında birlikte oyunlar oynamalıdır. Emzirme bittikten sonra görev  değişimi yapılmalı , anne ile birlikte yapılan eğlenceli  aktivitelerle aslında hiçbir şeyin değişmediği  ona hissettirilmelidir.<br />
- Uykuya geçiş aşamasında doğum öncesinde planlanan görev dağılımına göre hareket etmek gerekmektedir.<br />
- Bebekler sevilirken ister istemez sevimli kelimeler kullanıp kendimizden geçebiliyoruz, bunu sizin ve diğer gelen misafirlerin  yapmamasına, aşırı sevgi gösterilerinin olmamasına özen göstermelisiniz.<br />
- Bebekle ilgili kızgınlık içeren uyarılarda bulunulmaması gerekmektedir. Çıkardığı bir yüksek sesten dolayı kızılmamalı, kardeşine dokunmak istediğinde sizin kontrolünüzde dokunmasına izin verilmelidir. Bu dokunmaların gizli  ve şiddetli olmaması için gözlerinizi iyi açmalısınız. Her an bir tehlike gelebilir. Böyle bir sahne ile karşılaşılırsa   tepkisel olmamaya özen gösterilmelidir.<br />
- Kardeşler arasında asla bir kıyaslama yapılmamalıdır. Her çocuk ayrı gelişim hızına, yetenek ve beceriye sahiptir.Bir çocuğunuz girişken ve konuşkan olabilirken diğer çocuğunuz daha sakin  olabilir. Kardeşin bakımı ile ilgili sorumluluk alması sağlanabilir. Eğer verilen sorumluluğu istemiyor ise bir zorlama yapılmamalıdır.<br />
- Kendi odası, oyuncakları, kitapları ona özeldir, paylaşmak istemiyorsa zorlama yapılmamalıdır.  3 yaş sonrasındaki bir çocuk için kardeşi ile paylaşmayı kabul ettiği  oyuncaklar için odasında farklı bir yer belirlemesi istenebilir.<br />
- Kardeşler kaç yaşında olursa olsun aralarında çıkar her sorunda müdahaleci olmamalı, eğer müdahale edilmesi gerekiyorsa da haklı ya da haksız olarak ayırım yapmamalısınız.  Tartışma konusunu her iki taraftan da dinledikten sonra çözüm içeren davranışı sunup birbirleri ile barışmalarını sağlayabilirsiniz. Böylece taraf olmaktan çıkmış olursunuz.</p>
<p>İki kardeş arasında öfke , kırgınlık duyguları oluşabilir. Önemli olan aile içindeki  her üyenin birbirine sıkı bir sevgi bağı ile bağlanmasıdır.  Her neye kızılmış olursa olunsun sonunda o benim kardeşim diyebilecektir.</p>
<p>PSİKOLOG EDA GÖKDUMAN<br />
www.edagokduman.com</p>
<p>Makale Etiketleri: kıskanç,kıskanç çocuk,kıskanç kardeş,kıskanç çocuklar,kiskanc,kıskanc,kiskanç</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/kardes-kinkacligi-ve-cozumleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Gelişimini Destekleyici Aktiviteler</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/cocuk-gelisimini-destekleyici-aktiviteler</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/cocuk-gelisimini-destekleyici-aktiviteler#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 12:58:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ve gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuzun sağlıklı bir gelişim gösterdiğinin düşünülmesi için  dil-bilişsel, ince motor, kaba motor ve sosyal becerilerinin yaş gelişimine uygun bir özellik sergilemesi beklenir. Her yaş dönemine  uygun olarak yapılan aktiviteler  ve oyunlarla  bu gelişimlerinin desteklenmesi gerekir. Koruyucu  kollayıcı anne- baba tutumu çocukların bu gelişim özelliklerini sergilemesine büyük bir engeldir. Örneğin;  mutlu olması için oyun  parkına  götürülen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuzun sağlıklı bir gelişim gösterdiğinin düşünülmesi için  dil-bilişsel, ince motor, kaba motor ve sosyal becerilerinin yaş gelişimine uygun bir özellik sergilemesi beklenir. Her yaş dönemine  uygun olarak yapılan aktiviteler  ve oyunlarla  bu gelişimlerinin desteklenmesi gerekir. Koruyucu  kollayıcı anne- baba tutumu çocukların bu gelişim özelliklerini sergilemesine büyük bir engeldir. Örneğin;  mutlu olması için oyun  parkına  götürülen bir çocuğun kaydıraktan  düşebileceği endişesi ile kaydırağa bindirilmemesi , elinden tutularak kaydırılması ya da makas kullandığında bir yerine zarar verilebileceği endişesi ile eline makas verilmemesi çocuğun motor becerilerinin gelişmesini engelleyecek , kendisine güveni yetersiz bir birey oluşma sürecini başlatacaktır. Bu nedenle okul öncesi dönemde çocuğunuzun yaş dönemine uygun olarak gerekli olan tüm becerileri kazanmasını sağlayacak aktiviteleri birlikte yapmalısınız.</p>
<p>Okul öncesi dönemde çocuğunuzun gelişiminin desteklenmesi için oyuncak mağazalarına gittiğinizde onlara en çok yararlı olabilecek oyuncağı seçmek için çok çaba gösteriyor , oyuncakları tek tek inceliyor , bunun için büyük zaman  ve para harcıyorsunuzdur. Anne – babaların tüm bunlara rağmen “Acaba çocuğum için iyi bir oyuncak aldım mı? Onun için yeterli bir oyuncak mı? Bu oyuncak çok pahallı ama ona bir şey kazandırabilir mi?” gibi endişeleri hala duyabiliyoruz.</p>
<p>Oyuncaklar çocuklarınızın sağlıklı gelişmesi için elbetteki çok önemli, okul öncesi dönemi  (0-6 yaş)  çocuğunuz için “ oyun çağı” olarak değerlendiririz bu nedenle doyasıya oyun oynamalıdır.Ama bu oyunu sadece mağazadan satın alınan oyuncaklarla sınırlandırmak doğru bir düşünce tarzı değildir. Oynanan oyunların çocuğunuzun bilişsel becerilerini arttıracak, onu bazen düşünmeye sevk edecek,  yaratıcılığını destekleyecek, ince ve kaba motor becerilerini  kuvvetlendirecek nitelikte olması gerekmektedir.  Çocuğunuzun eline verilen bir gazeteden  ya da dergiden sevdiği resimleri kesmeye çalışması, bu kestiği parçalardan bazılarını elindeki renkli kalemlerle boyaması , boyadığı parçalara bir ip , düğme ( yutmayacağı büyüklükte) yapıştırmaya çalışması, oluşturduğu nesnelerden  bir hikaye oluşturması ve bu hikayeyi size anlatması çocuğunuzun motor becerilerini, dil- bilişsel  becerilerini, yaratıcılığını çok daha fazla destekleyecektir. Bu nedenle çocuklarınızla birlikte bu tür eğlenceli kesme- yapıştırma- boyama aktivitelerini daha fazla yaparak hem gelişimlerini daha fazla destekleyebilir  hem de onları daha fazla mutlu edebilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Psikolog Eda Gökduman</strong></span><br />
www.edagokduman.com</p>
<p>Makale Etiketleri: çocuk gelişimi,çocuk gelişim,çocuk gelişimi bölümü,çocuk ve gelişimi,çoçuk gelişimi,çocuklar gelişimi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/cocuk-gelisimini-destekleyici-aktiviteler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2 Yaş Sendromu</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/2-yas-sendromu</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/2-yas-sendromu#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 12:42:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[0 2 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[2 3 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[2 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[2 yaş çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[2 yaş bebek]]></category>
		<category><![CDATA[2 yaş gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[2 yaş gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[2 yaş grubu]]></category>
		<category><![CDATA[2 yaş için]]></category>
		<category><![CDATA[2 yaş sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda 2 yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuz artık bebeklik döneminden çıktı, büyüdüğünü ve bağımsız hareket edebildiğini görüyorsunuz, artık size uyumlu olabilme ve sözünüzü dinleyebilme zamanı geldiğini düşünüyorsunuz belki ama henüz buna   hazır değil çünkü 2 YAŞINDA!! Bu yaş dönemi anne- babaların çocuk gelişiminde en çok zorlandıkları ve yoruldukları   dönemdir. Yemek yemede direnme, uyku uyumak istememe, söz dinlememe, anne-baba-arkadaşa vurma &#8211; ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuz artık bebeklik döneminden çıktı, büyüdüğünü ve bağımsız hareket edebildiğini görüyorsunuz, artık size uyumlu olabilme ve sözünüzü dinleyebilme zamanı geldiğini düşünüyorsunuz belki ama henüz buna   hazır değil çünkü 2 YAŞINDA!!</p>
<p>Bu yaş dönemi anne- babaların çocuk gelişiminde en çok zorlandıkları ve yoruldukları   dönemdir. Yemek yemede direnme, uyku uyumak istememe, söz dinlememe, anne-baba-arkadaşa vurma &#8211; ne denirse tam tersini yapma, kendisini yerlere fırlatma, kafasını vurma . Bebeklik dönemi sonrasında size uyum sağlamasını beklerken bu inatlaşmalar ya da öfke nöbetleri nereden çıktı demeyin. Çünkü çocuğunuz özerklik döneminde .( 12-36. aylar ) Özerklik dönemi çocuğunuzun kendisini ortaya koyduğu, her şeyin kendisinin olmasını istediği, istediği kıyafeti giymek istediği dönemdir. Bu ısrarlı çabaları sizi ne kadar yorsa , sinirlendirse de tüm bunları bir geçiş dönemi olarak kabul etmek ve bu döneme her şekilde hazırlıklı  olmak zorundasınız. Eğer bu dönemdeki abartılı tepkilerinin yaşının bir özelliği olduğunu ve neler yapılması gerektiğini bilirseniz bu dönemi daha rahat bir şekilde atlatabilirsiniz.<br />
<span id="more-35"></span><br />
Bu dönemde   çocuklarınızın özerkliğini engellememeniz gerekiyor, oysaki bir çok anne doğru davranışı göstermek için bu dönemde HAYIR! kelimesini sıklıkla kullanıyor. Bu tip engelleyici davranışlar çocuğun uyumsuzluğunu daha fazla   arttırarak gelişimini olumsuz etkilemektedir. Dünyayı, çevresindeki   nesneleri , kişileri tanımaya ve keşfetmeye yarayacak tüm yetilere sahip ( yürüyebiliyor, kavrayabiliyor,basit   olaylar arasında bağlantı kurabiliyor, koşabiliyor,yemek yiyebiliyor, hatta sorular sorabiliyor) olan çocuğunuz bu enerjiye sahip. Ne kadar çok nesneye dokunursa, ne kadar çok soru sorarsa , kendisini ne kadar çok ortaya koymaya çalışırsa   gelişimi o kadar sağlıklı olacaktır. Soru sorması engellenen bir çocuğun ileride  kendine güvensiz , içe dönük   kişilik özelliklerini göstermesi beklenebilir. Öfkesi engellen bir çocuk ise bu duyguyu zamanla kendisine yönelterek ısırma vb davranışlar gösterebilir. Çocuğunuzun özgür olabileceği alanlar yaratmalı ve kendisini , duygularını tümüyle ortaya koymasına izin vermelisiniz. Onunla inatlaşmayın, çünkü bu inatlaşma ve öfkelenme onun kontrol edebileceği bir düzeyde henüz değil. Kendisinde var olan enerjisini boşaltabilmesi için gün içerisinde bol bol dışarı çıkarın,   koşsun,hoplasın, zıplasın,   güvenliğini tehdit etmediği sürece istediği her şeye dokunsun, bu onun mutlu olmasına ve gün içinde size daha uyumlu davranmasına neden olacaktır. Eğer yapmasını istemediğiniz bir davranış var ise o zaman kızma, engelleme, cezalandırma gibi davranışlar göstermeyin. Yapacağınız uzun süreli açıklamalar da bu yaş dönemi için pek işe yaramayacak. Yapmanız gereken ilgisini dağıtmak olsun. Dikkatini başka yöne çevirmede yaratıcı bir anne &#8211; baba olursanız işiniz daha da kolaylaşacaktır. Bunu sağlamak için onun gözüyle dünyaya bakabilir ve oyunları kullanabilirsiniz. ( örneğin: yemeğini yememek için size direniyorsa bir portakal ya da elmayı komik bir kukla haline getirerek – sevimli bir ismi de olsun – bu kuklaya yemeği yedirmek gibi)   Bunda da direnirse ikinci oyunu bulun, ilgi   alanlarını keşfedin   eğer resim yapmaktan hoşlanan bir çocuğunuz varsa bir tabak, bir çocuk ,   bir sevdiği yemeği birlikte çizin ve sonrasında bir hikaye oluşturarak  olumlu davranışı pekiştirin. Bu onun eğlenmesini sağlayarak dikkatini çekecek ve size olan uyumunu arttıracaktır. Bu tip aktiviteleri onunla yapabilmeniz için yeterli zamanınızın ve sabrınızın da olması gerekiyor, çocukları ile yeterli iletişimi kuramayan, kendisine zaman ayırmayan / ayıramayan , çalışan annelerimizle ( babalarımızla ) çocukları arasında bu dönemde daha fazla çatışmalarla karşılaşabiliyoruz. Bu nedenle annelerimizin – babalarımızın öncelikle kendilerine gün içinde zaman ayırmalarını ( çay zamanları , yürüyüş zamanları, sohbet zamanları , gazete-dergi zamanları ) istiyoruz.<br />
Çocuğunuzu  bu dönemde uyumsuz, iyi yetiştirilmemiş  ya da kötü bir çocuk olarak asla tanımlamayın. 3 yaş sonrasında size   ve koymuş olduğunuz kurallara uyum sağlayabilecek gelişim düzeyine sahip olacaktır. Çocuğunuz büyürken içinde bulunduğu gelişim dönemini çok iyi tanımalısınız, çünkü bazen normal olan davranışlar anne-babalar tarafından problem olarak değerlendirilebiliyor. Bunu ortadan kaldırmak için uzman kişilerden gelişim danışmanlığı alabilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Psikolog Eda Gökduman</strong></span><br />
www.edagokduman.com</p>
<p>Makale Etiketleri: 2 yaş,2 yaş çocuk,0 2 yaş,2 3 yaş,2 yaş bebek,2 yaş gelişimi,2 yaş için,2 yaş sendromu,2 yaş gelişim,2 yaş grubu,çocuklarda 2 yaş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/2-yas-sendromu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşanmanın çocuk üzerindeki etkisi</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/bosanmanin-cocuk-uzerindeki-etkisi</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/bosanmanin-cocuk-uzerindeki-etkisi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 12:39:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma sonrası çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma ve çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma ve çocuklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[BOŞANMA SÜRECİ Evliliğin bittiğini düşünmek,  geçmişte yaşanan  iyi ve kötü anıların film şeridi gibi  gözlerin önünden geçmesi  kişide farklı bir duygu yaratır. Gerçekten bitmesi gerekiyor mu? yoksa biraz daha çaba gösterilmeli mi? Kararsızlık, üzüntü, öfke , sevgi, pişmanlık, mutluluk  gibi  karmakarışık duygular yoğun olarak yaşanır. Bir çok kişinin  boşanma aşamasında depresyona  girmesi beklenen bir sonuçtur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BOŞANMA SÜRECİ</p>
<p>Evliliğin bittiğini düşünmek,  geçmişte yaşanan  iyi ve kötü anıların film şeridi gibi  gözlerin önünden geçmesi  kişide farklı bir duygu yaratır. Gerçekten bitmesi gerekiyor mu? yoksa biraz daha çaba gösterilmeli mi? Kararsızlık, üzüntü, öfke , sevgi, pişmanlık, mutluluk  gibi  karmakarışık duygular yoğun olarak yaşanır.</p>
<p>Bir çok kişinin  boşanma aşamasında depresyona  girmesi beklenen bir sonuçtur. Belki de önceden başlayan bir depresyon bu boşanma sürecini daha da hızlandırmış olabilir. Boşanma sürecinde eşlerin alacağı  psikolojik destek her şeyi daha  sağlıklı  bir şekilde görmelerini sağlar. Bu ilişkide eşler neredeydi,  hangi nedenler  bu sonuca neden oldu, şimdi iki tarafın  neler yapması gerekir. Bir filmde başrolü oynayan kişinin kendisini sonradan ekrandan izlemesi gibi  terapi süreci ilerler ve yeni yaşamla ilgili  kararlar alınır.</p>
<p>Önerilen boşanma gerçekleşmeden önce bir psikolojik desteğin alınmasıdır. Bu süreci boşanma  öncesi,   boşanma sırası ve boşanma sonrası  olarak değerlendirmek daha doğru olur.</p>
<p>BOŞANMA ÖNCESİ: Eşle anlaşılamayan, artık  bazı şeylerin eskisi gibi olmadığı hissedilen dönemdir. Evde tartışmalar artar ve paylaşımlar belirgin düzeyde azalır. En ufak bir şeyden tartışma başlayabilir.Eşlerden biri ya da ikisi artık sonlandırma kararını düşünmeye başlamıştır.Çocuklar ya da gelecek yaşamla ilgili kaygılar  bu dönemde üst düzeyde yaşanır.</p>
<p>Boşanmaya karar verilse  bile taraflar ilişkilerini  karşılıklı konuşabilecek düzeyde olmalı. Aksi takdirde boşanma süreci daha da uzamakta , taraflar ve çocuklar daha fazla zarar görmektedir.</p>
<p>BOŞANMA SIRASI : Eşlerden biri veya diğeri tarafından verilen boşanma kararı  netleşmiştir.Avukatlar karşılıklı olarak  ayarlanmıştır.  Bu süreçte eşlerden birisi daha kararlı ve güçlü olurken diğer eş  güçsüz, çaresiz, yalnız, hüzünlü, yıkılmış, depresif, kızgın hissedebilir. Pişmanlık duyguları üst seviyede olsa da sona doğru yaklaşmak  kişi için üzüntü verici olabilir.  Ailenin diğer üyelerinin bu süreç hakkında bilgisi olur . Kararlara müdahale edilmemesi, görüş belirtilmemesi eşler açısından çok daha sağlıklı olacaktır. Bu durumda kişi kendi yaşamını düşünmekten çok konuşulanlar arasında kaybolup gittiğini hisseder.</p>
<p>Avukatlar; boşanma ile birlikte maddi paylaşım için artık devrededir. Bu süreç de uzlaşmacı bir şekilde çözümlenmeli gereksiz tartışmaların yeniden yaşanmayacağı bir ilişki içinde sonuca ulaşmalıdır. Çocuklar bu devrede kullanılmamalı ve yaşadıkları  endişeler ile ilgili olarak  rahatlatılmalıdır.</p>
<p>BOŞANMA SONRASI: Yaşama yeni bir başlangıç yapma zamanı geliştir.  Eşlerden bazıları bunu başarabilirken bazıları ise bu süreçten çok daha yorgun çıkabilir. Bu süreci kabullenememe, yaşanan pişmanlık duyguları , gelecekle ilgili yoğun kaygılar , ne yapacağını bilememe , bir türlü adım atamama gibi duygular yaşanır. Bu duygulardan uzaklaşmak  kişi için zordur.  Psikolojik destekle bu süreç daha kısa sürede ve daha az zararla atlatılabilir.</p>
<p>Eşlerin yeni yaşama uyum sağladıktan sonra aşka ve sevgiye sarsılan  güven duygusunun  yeniden  filizlenmesine izin vermesi gerekir. Gelecekle ilgili plan yapma, yaşamdan ve ilişkilerden yeni şeyler bekleme , bunlar  için çaba gösterme kişinin artık sağlıklı olduğunun bir göstergesidir.  Boşanma sonrasında kişilerin çok  yakın bir ilişki kurmaması , ortak alanlarda çok fazla birlikte bulunmaması , boşanma sonrası yeni kurulan yaşamın takip edilmemesi çok daha doğrudur.</p>
<p>BOŞANMA SONRASI ÇOCUKLAR:   Eş rolü biten kişilerin anne baba rollerini titizlikte uygulamaya devam etmesi gerekmektedir. Özellikle de boşanma öncesinde yaşanan  tartışmalara  tanık olan bir çocuk söz konusu ise bir uzmanla  birlikte bu süreci geçirmesini sağlamak çok daha sağlıklı olacaktır.Boşanmanın tüm evresinde yaşanan duyguların çocuklara yansıtılmaması gerekir.  Kişi eşini sevmiyor olabilir, her şey bitmiş olsa bile  o kişi hala çocuğun annesi ya da babasıdır.Çocuk anne ya da babasının  üzülmesini asla istemez.</p>
<p>Anne de baba da mutlu ve her şeyin yolunda olduğunu çocuğa hissettirmelidir. Çocuk için birlikte ortak paylaşımlar yine de devam etmelidir. “Biz  artık aynı evde yaşamıyor olabiliriz, ama senin annen ve baban olarak yine birlikte olacağız” mesajı yaşanarak verilmelidir. Boşanma sonrasında eşle ilgili olumsuz duygular çocuklara yansıtılmamalıdır. Eşe duyulan öfke mesajları çocukla iletilmemelidir. Bazı çocuklar boşanma sonrasında anne – babalarına onlar üzülmesinler diye duygularını ifade etmekten kaçınarak her şey yolundaymış gibi davranabilir. Burada dikkatli olmak gerekir. Bastırılan bu duygular farklı  semptomlarla birden ortaya çıkabilir ( alt kaçırmaları, kekemelik, tırnak yeme gibi )</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Psikolog Eda Gökduman</strong></span><br />
www.edagokduman.com</p>
<p>Makale Etiketleri: boşanma çocuk,boşanma ve çocuk,boşanma çocuklar,boşanma ve çocuklar,boşanma sonrası çocuk.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/bosanmanin-cocuk-uzerindeki-etkisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukluk Döneminde Korkular ve Anne Babaların Yaklaşımı</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/cocukluk-doneminde-korkular-ve-anne-babalarin-yaklasimi</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/cocukluk-doneminde-korkular-ve-anne-babalarin-yaklasimi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 12:37:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[anne çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[anne bana çock]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk dönemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=30</guid>
		<description><![CDATA[Korku; tehlikeler karşısında gösterilen doğal bir tepkidir. Bilinmeyen ve  beklenmeyen şeyler çocukta  korku yaratabilir. Korkular ; çocuğun içinde bulunduğu çevresel koşullara, geçmiş yaşantılara, uyaranın şiddetine bağlı olarak değişebilir. Annesi köpekten korkan bir çocuk, köpekten korkma davranışı gösterebilir. Korkular yaş dönemlerine göre değişkenlik gösterir: Bebekken ani seslere karşı ağlayarak tepki veren bir bebek  2-3 yaşında elektrik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Korku; tehlikeler karşısında gösterilen doğal bir tepkidir. Bilinmeyen ve  beklenmeyen şeyler çocukta  korku yaratabilir. Korkular ; çocuğun içinde bulunduğu çevresel koşullara, geçmiş yaşantılara, uyaranın şiddetine bağlı olarak değişebilir. Annesi köpekten korkan bir çocuk, köpekten korkma davranışı gösterebilir.</p>
<p>Korkular yaş dönemlerine göre değişkenlik gösterir: Bebekken ani seslere karşı ağlayarak tepki veren bir bebek  2-3 yaşında elektrik süpürgesinden korkabilir. 3 yaşında anneden ayrı olmak   ve yalnız kalmak yoğun endişeler yaratabilir. 4-5 yaşlarında gelişen hayal gücü ile  hayaletler, canavarlar ve karanlıktan korkular ortaya çıkar. 5-6 yaşında artan hayalleme becerileri ile  masallar , çizgi filmler ve   televizyon programları  korkuların pekişmesine neden olur.<br />
<span id="more-30"></span><br />
Çocuklardaki korku tepkileri nelerdir?<br />
Korkmuş olan bir bebek ağlama, çığlık atma ve anne-babaya sarılma şeklinde tepki gösterir. Anne- babanın yanından ayrılmak istemez.  Yürüme becerileri kazanan bir çocuk bir eşyanın arkasına saklanabilir.  Dil gelişimi yeterli düzeyde olan bir çocuk nelerden korktuğunu sözel olarak ifade edecektir. Bu durumda nelerden korktuğunu öğrenebilir ve korkularını ona tanımlayarak rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Bazı çocuklar korktuklarında kekeleyebilir. Sizinle akşamları birlikte yatmak isteyebilir. Mide bulanması, kusma , kalp ritminde artma gözlemleyebilirsiniz. Yanından ayrıldığınızda endişesi artar. Gece korkulu rüyalar görmeye başlayabilir. Ağlayarak uykudan uyanabilir. İştahsızlık görülebilir.</p>
<p>Korku yaşayan  bir çocuğunuz varsa  ona nasıl davranmalısınız?</p>
<p>•   Öncelikle çocuğun neden korktuğu tespit edilmelidir.<br />
•   Korktuğu şeyi tanımlamasını isteyin. Yaşadığı duyguları paylaşarak onu ve korkularını önemsediğinizi hissettirin.<br />
•   Onu dinlerken endişeli olmayın. Korkmuş olan bir çocuk sizin  korktuğunuzu hissederse endişe düzeyi  daha da artacaktır.<br />
•   Yalnız olmadığını , yanında olduğunuzu, güvende ve her şeyin yolunda olduğunu hissettirin. Bunu ses tonunuzla , mimik ve davranışlarınızla sağlayabilirsiniz.  Rahat ve sakin olmalısınız.<br />
•   Ona dokunarak rahatlamasını sağlayabilirsiniz.<br />
•   Korktuğu şeyle ilgili açıklamalar yaparak ona güven vermeye çalışmalısınız. Örneğin; canavarlardan korkan bir çocuğunuz söz konusu ise aslında canavar diye bir şey olmadığını, bunun sadece masallarda olabileceğini açıklayın. Odasını birlikte gezerek, dolapların içine bakarak  hiçbir şeyin olmadığını gösterip onun  içini rahatlatabilirsiniz.<br />
•   Korktuğu şeyin yavaş yavaş üzerine gitmesini sağlayın. Her aşamayı ona güven vererek ve onayını alarak yaparsanız  daha sağlıklı olacaktır. Örneğin; köpekten korkan bir çocuğunuz varsa önce köpek kahramanı olan güzel hikayeler ve masallar anlatın. Önce düşünsel ( bilişsel ) olarak köpeklerin kötü hayvanlar olmadığını öğretin. Uysal bir köpeği uzaktan izlemesini sağlayın, zarar vermediğini görmesi gerekir. Biraz zaman  tanıyarak yavaş yavaş yaklaşmasını sağlayın. Kontrolün onda olduğunu hissettirmelisiniz.<br />
•   Korkulu masallar anlatmamalı ve çizgi filmler izlettirmemelisiniz.</p>
<p>Korkuların ortaya çıkması doğal bir süreç olsa da bir süre sonra doğru anne-baba yaklaşımları ile kontrol altına alınmalıdır. Kontrol altına alınmayan ve sürekli  tekrar eden korkular çocukların psiko-sosyal gelişimlerini olumsuz etkiler. Farklı davranış problemlerinin ortaya çıkmasına  ve çocuğun günlük yaşantısını olumsuz etkilemesine neden olur. Uzun süren korkular çocuğun kendine güvenini olumsuz etkiler. Uzun süre kontrol edilemeyen ve gittikçe artan korkular söz konusu olduğunda bir uzman desteği alınması çok daha sağlıklı olacaktır.</p>
<p><strong><span style="color: #333399;">Psikolog Eda Gökduman</span></strong><br />
www.edagokduman.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/cocukluk-doneminde-korkular-ve-anne-babalarin-yaklasimi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğum anaokuluna başlıyor</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/cocugum-anaokuluna-basliyor</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/cocugum-anaokuluna-basliyor#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 12:31:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[yuva çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğun aileden ayrı kalmayı başardığı bu ilk sosyalleşme sürecinin başarı ile tamamlanması çok önemlidir. Zamanında başarılmamış olan gelişimsel aşamalar ilerleyen dönemlerde  daha  zor başarılmakta,  psikolojik olarak çocuğu daha olumsuz etkilemekte ve sağlıklı gelişimi olumsuz etkileyerek diğer gelişim alanlarına da zarar verdiği gözlenmektedir. Okula uyum sürecinde aile ve okul birlikte çalışmalıdır. Aile ve okul tarafından uygulanan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #333399;"><strong><br />
</strong></span></p>
<p>Çocuğun aileden ayrı kalmayı başardığı bu ilk sosyalleşme sürecinin başarı ile tamamlanması çok önemlidir. Zamanında başarılmamış olan gelişimsel aşamalar ilerleyen dönemlerde  daha  zor başarılmakta,  psikolojik olarak çocuğu daha olumsuz etkilemekte ve sağlıklı gelişimi olumsuz etkileyerek diğer gelişim alanlarına da zarar verdiği gözlenmektedir.</p>
<p>Okula uyum sürecinde aile ve okul birlikte çalışmalıdır. Aile ve okul tarafından uygulanan davranış biçimleri aynı olmalıdır.<br />
<span id="more-26"></span><br />
Uyum süreci; bilişsel süreç  ve davranışsal süreç olarak iki aşamalı yapılmalıdır .</p>
<p>1) Bilişsel Süreç;  Aile ; çocuk anaokuluna başlamadan önce  çocuğu  okul ve orada karşılaşacağı durumlarla ilgili bilgilendirmelidir. Başlangıç aşamasında yanında ve güvende olacağı hissettirilmelidir. Aksi halde çocuk, annesinin onu bırakıp gideceği, yalnız kalacağı duygusunu yaşar. Bu duygu uyum sürecine zarar verir. “Okula gideceksin, sen artık büyüdün” ifadesi bazı çocuklarda endişe yaratabiliyor. Bu nedenle okul kelimesinden çok “oyun oynanılan yer” ifadelerinin kullanılması daha  yararlıdır.</p>
<p>2) Davranışsal Süreç; Çocukla okula gitmeden önce öğretmeni ile tanışmanız ,çocuğunuzun kişilik özelikleri , sevdiği oyunlar, hassas olduğu konular ile ilgili bilgi vermeniz de çok yararlıdır. Öğretmen; bu bilgilere sahip olursa çocukla daha kısa ve hızlı bir şekilde iletişim kuracaktır. Bilişsel süreçte okulla ilgili genel fikre sahip olan çocuğunuz artık okulu görmeye daha fazla hazırdır. O gün uykusuz olmamasına , hasta olmasına ve farklı bir stresel süreç yaşamamasına dikkat etmelisiniz. Aksi halde yaşanılan huzursuzluk okul kavramı ile birleşecek ve okula uyumunu  zorlaştıracaktır.</p>
<p>İlk Gün!  İlk karşılaşma anında ; öğretmeni ile sıcak iletişim en önemlisidir. Bunun için kontrol çocukta olmalı ve  güven duygusunun geliştirilmesine başlanmalıdır. İlk gün  sıkılmaması çok önemli olduğundan  okulda geçirilen süre çok uzun olmamalıdır. Yemek ve uyku gibi aktiviteler ertelenmelidir. Aksi halde çocuk  okulla ilgili yemek yedirilen ya da uyutulan bir yer düşüncesine sahip olacaktır. Çocuğun yanında olan kişi ( anne, bakıcı , anneanne) ; öğretmenle kaynaşmanın sağlanması için mekansal olarak biraz uzakta durabilir. Bu konuda öğretmen  aileyi çocuğun beklentilerine göre yönlendirmelidir.</p>
<p>Başarılı geçen ilk günün ardından ; keyifli bir eve dönüş süreci okulla ilgili olumlu düşünceleri pekiştirecektir. Evde ; öğretmenin ismi  ve okulda yapılan  aktiviteler hatırlatılabilir. İkinci gün ; süre biraz daha uzatılır . Gün içerisindeki gereksinimlerin karşılanmasında öncelik öğretmenindir. Eğer çocuk istemezse bu konuda zorlanmamalıdır .</p>
<p>Ayrılma sürecine ; çocuk kadar anne de  hazır olmalıdır. Anne endişelerini hissettirdiği ve çocuktan aşama aşama  uzaklaşmadığı sürece çocuğun okula uyumu zorlaşacaktır. Eğer çocuk anneye çok fazla bağlıysa, anne duygusal olarak hazır değilse alıştırma aşamasında bir başkası görev almalıdır.</p>
<p>Uyum sürecinde; birkaç hafta süren huysuzluk ve uykusuzluk dönemleri yaşanabilir. Anneye bağımlılık artabilir. İştah azalabilir ve uyku düzeni bozulabilir. Gece korkulu rüyalar görülebilir. Bu  davranışlar oldukça doğal  tepkilerdir. Çocuk  uyum sağlamaya başladıkça ortadan kalkacağından endişelenilmemelidir.  Sorun uzun süre devam ederse okul psikoloğu ile görüşülmesi ya da dışarıdan bir uzman desteği alınması yararlı olacaktır.</p>
<p>Ailenin kararlı olması ve okulla uyum içerisinde çalışması çok önemlidir. Endişeler okul psikoloğu, pedagogu , yönetim ve öğretmen  ile paylaşılabilir.</p>
<p>Her çocuğun okula uyum süresi birbirinden farklıdır.  Bu nedenle başka çocuklarla asla kıyaslanmamalıdır. Bu süreç çocuğun kişilik yapısına ve ailenin yetiştirme biçimine göre değişebilmektedir.</p>
<p>Okul öncesi dönem; bir çocuğun gelişiminde çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle başarılamamış  her uyum süreci  çocuğun gelişimine zarar verecektir. Bu dönemde çocuğa anlayış ve sabır gösterilmelidir. Zorlama  biçimindeki davranışlar çocuğun duygusal gelişimine ve psikolojisine zarar verir . Bu nedenle okul seçerken ; okulda bir pedagog ve psikoloğun varlığına dikkat etmelisiniz.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Psikolog Eda Gökduman</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/cocugum-anaokuluna-basliyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Ağız Ve Diş Sağlığı</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-agiz-ve-dis-sagligi</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-agiz-ve-dis-sagligi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 12:23:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ağız sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu diş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ağız]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yuva diş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Bugün bütün bilim dallarında olduğu gibi, tıp alanında da uzmanlaşmaya gidilmektedir. Modern diş hekimliğinde de buna paralel olarak, çocuk dişleri ayrı bir dal haline gelmiştir. PEDODONTİ NEDİR? Latince bir kelime olan pedodonti (pedo: çocuk, donti: diş) ‘çocuk dişleri’ anlamına gelmektedir. ‘Pedodonti’ yani ‘çocuk diş hekimliği’; çocukların doğumdan başlayıp tüm dişlerinin değişiminin tamamlandığı 12-13 yaşına kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #003300;"><strong><br />
</strong></span></p>
<p>Bugün bütün bilim dallarında olduğu gibi, tıp alanında da uzmanlaşmaya gidilmektedir. Modern diş hekimliğinde de buna paralel olarak, çocuk dişleri ayrı bir dal haline gelmiştir.</p>
<p><strong>PEDODONTİ NEDİR?</strong><br />
Latince bir kelime olan pedodonti (pedo: çocuk, donti: diş) ‘çocuk dişleri’ anlamına gelmektedir. ‘Pedodonti’ yani ‘çocuk diş hekimliği’; çocukların doğumdan başlayıp tüm dişlerinin değişiminin tamamlandığı 12-13 yaşına kadar süt ve sürekli dişlerinde meydana gelen her türlü problemin tedavisini üstlenen, dişlerde çürük oluşmaması için flor jel ve fissür örtücü denilen koruyucu tedavileri uygulayan, ilerde diş ve çene bozuklukları oluşmaması için erken çekilen dişlerin boşluklarının korunmasında yer tutucuların yapıldığı diş hekimliği dalıdır.</p>
<p><strong>PEDODONTİST KİMDİR?</strong><br />
‘Pedodontist’ çocuk diş hekimi uzmanı demektir. Pedodontist, 5 senelik diş hekimliği eğitimine ek olarak 4 senelik doktora eğitiminde çocuklarda her türlü diş tedavisinin yanı sıra çocuk psikolojisi, büyüme ve gelişim konularında da spesifik eğitim alır ve 4 senelik doktora eğitimini de tamamladıktan sonra ‘Pedodontist (uzman çocuk diş hekimi)’ ünvanı almaya hak kazanır.</p>
<p><strong>ÇOCUKLARDA DİŞ SAĞLIĞININ ÖNEMİ NEDİR?</strong></p>
<p>Sindirim sistemi yaşamsal öneme sahip ve sağlığımız acısından birincil önemdedir. Ağız ve dişlerimiz bu sistemin ilk parçasını oluşturup bebeklik döneminden başlayarak bakımına önem verilmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>ÇOCUKLARDA DİŞ TEDAVİSİNİN AMACI NEDİR?</strong></p>
<p>Ağrının giderilmesi</p>
<p>Çürüğün daha fazla ilerlemesinin önlenmesi</p>
<p>Enfeksiyonun yayılmasının önlenmesi</p>
<p>Dişteki madde kaybının uygun şekilde restorasyonu</p>
<p>Çiğneme, konuşma ve estetiğin sağlanması</p>
<p>Süt dişlerinin normal düşme zamanlarına kadar ağızda kalmalarının sağlanması</p>
<p><strong>ÇOCUKLARDA AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞININ KAZANDIRILMASI İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</strong></p>
<p><strong>DÜZENLİ DİŞ HEKİMİ KONTROLÜ</strong></p>
<p>Çocuklarda ağız ve diş sağlığı eğitimi çok önemlidir ve bunu erken yaşlardan itibaren almaları gerekmektedir. Bu da çocukluk yaşlardan itibaren düzenli diş hekimi kontrolleri sayesinde sağlanmaktadır. Amacımız çocukları diş hekimine gelmeyi sevdirmek ve diş sağlığı eğitimlerini vermektir. Çocuklarda diş hekimi kontrolleri ilk dişleri çıktığı andan itibaren başlamalı ve en az 3 ayda bir en fazla 6 ayda bir olmalıdır.</p>
<p><strong>DİŞ FIRÇALAMA</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığında temizlik çok önemlidir. Bebeklerde ilk dişlerin sürmesiyle birlikte sabah ve gece beslenmeleri sonrası diş fırçalama ve dişeti masajı şeklinde günlük bakım uygulamalarına başlanır. Bu dönemde temiz nemli bir tülbent veya gazlı bez diş temizliğinde diş fırçası yerine kullanılabilir.</p>
<p>1-1,5 yaş civarında kesici dişler tamamlandıktan sonra yumuşak ve küçük başlı bir diş fırçası ile macunsuz fırçalama yapılmalıdır. Çocuklar 2 yaşına kadar tükürme işlemini yapamayacaklarından fluorozis riski nedeniyle fluoridli diş macunlarının kullanılması önerilmez. 2-6 yaş döneminde arka dişler çıkmaya başladığında küçük boy diş fırçası ve çocuklar için üretilen diş macunları kullanılmalı, günde iki kez fırçalama yapılmalıdır.</p>
<p>Aile diş temizliği ve fırçalama konusunda sorumlu olup diş fırçalamanın okul çağına kadar aile kontrolünde yapılması önerilir. Çocuklarda diş fırçalama bir taraftan başlanıp diğer tarafa kadar dairesel hareketlerle yapılır ve sonra dişlerin çiğneyici yüzeyleri de unutulmamalıdır. Çocuklarda elektrikli diş fırçaları da kullanılabilir. Fırçanın elektrikli olup olmaması önemli değildir. Bu sadece çocuğu motive etmek için gerekebilir. Önemli olan dişlerin mekanik olarak temizlenebilmesidir.</p>
<p><strong>BESLENME</strong></p>
<p>Bireyin yaşamı için gerekli olan öğelerden en önemlilerinden biri de beslenmedir. Beslenme amacı ile alınan besinler ise karbonhidratlar, yağlar, proteinler, mineraller ve eser elementler olarak sınıflandırılabilirler. Alınan gıdalar dişler sürmeden önce diş yapısı ve mineralizasyonu üzerine etkili olurken sürdükten sonra dişler üzerine topikal (direk) olarak etki gösterirler.</p>
<p>Çürüğün oluşumunda esas etken olan çürük yapıcı bakterilerin (S. mutans, L. casei, S. sanguis ) fermente olabilen karbonhidratları kullanarak asit oluşturmalarıdır. Oluşan asitler ise tükürük pH’sının 5.5’in altına düşmesine neden olarak minede yıkımıyla çürük gelişimi için uygun ortam yaratırlar.</p>
<p><strong>Besinlerin çürük oluşturmasını etkileyen faktörler;</strong></p>
<p><strong>Fermente olabilen karbonhidratların tüketim sıklığı</strong></p>
<p>Sebzelerin bir kısmı şeker içerse de şeker, süt ürünleri, meyveler ve tahıl grubu gibi fermente olabilen karbonhidratlara nazaran daha az çürük oluşturma etkisi gösterirler. Meyveli içecekler, tatlılar, kek, kurabiye ve şekerlemelerin çürük oluşturma riski vardır. Yumurta, balık, et, tavuk, sebzelerin çoğu, yağlar ve şekersiz sakızların çürük oluşumuna etkileri yoktur. Çürük oluşumuna karşı koruyucu etkileri olan besinler ise peynirler ve xylitol içeren sakızlardır.</p>
<p><strong>Besinin yapısı (örn. sıvı, katı, yavaş çözünen)</strong></p>
<p>Sıvı besinler ağızdan kolay temizlenebilme özellikleri nedeniyle diş aralarına giren katı besinlere göre daha düşük çürük oluşturma riski taşırlar. Çocukların severek tükettiği sert kıvamlı şekerler, karamel ve gofretler ağızda uzun süre kalarak çürük riskini arttırırlar. Patates cipsi dişe yapışma özelliği nedeniyle şekerli sakıza nazaran daha fazla çürük oluşturma riski gösterir. Patlamış mısır ve kuruyemişler ise yüksek lif ve düşük fermente olabilen karbonhidrat içeriği ile düşük çürük oluşturma riski taşır.</p>
<p><strong>Yiyecek ve içeceklerin alınış sırası</strong></p>
<p>Sütün ve özellikle peynirin çürük oluşturma riski yüksek bir besinle alındığında koruyucu etkisi vardır.</p>
<p><strong>Besinlerin karıştırılması</strong></p>
<p>Yeme sırası ve besinlerin birbiri ile karıştırılmaları da çürük oluşturma özelliklerini etkiler. Süt meyveyle, kraker peynirle yendiğinde çürük riski daha azalır.</p>
<p><strong>Yiyecek ve içeceklerin besin içeriği</strong></p>
<p>Tatlı bir besinin bir seferde tüketilip peşinden dişin fırçalanması aynı besinin gün içinde birkaç kez de tüketilmesine göre daha düşük çürük riski oluşturur.</p>
<p><strong>Yiyecek ve içeceğin dişle temas süresi</strong></p>
<p>Karbonhidratlı içeceklerin uzun sürede tüketimi engellenmeli, sert şekerler veya şekerlemeler ağızda uzun süre tutulmamalıdır. Vitamin şurupları ve çiğneme tabletleri içerdikleri şeker nedeniyle risk oluştururlar.</p>
<p>*Şeker, kraker, pasta, cips gibi fermente karbonhidrat içeren besinler öğün aralarında değil, öğünlerde alınmalıdır.</p>
<p>*Öğünün sonunda peynir yemek çürük oluşumunu engeller.</p>
<p>*Meyveler ve meyve sularının tüketimlerinden sonra diş fırçalama, ağız çalkalama veya şekersiz sakız çiğnenmesi çürük riskini azaltır.</p>
<p><strong>KORUYUCU TEDAVİLER</strong></p>
<p>Diş çürüklerinin oluşma nedenlerinden biri de diş çürüğüne elverişli bir diş yüzeyine sahip olmaktır. Dişler ‘fissür’ denilen oluklardan oluşur. Yenilen besinler bu derin oluklara yerleşerek diş çürüklerine neden olur. Buna engel olmak için koruyucu tedavilerden yararlanmak gerekir. Bu koruyucu tedavilerden biri ‘fissür örtücüler’ bir diğeri de ‘flor jelleri’ dir.</p>
<p>‘Fissür örtücü’ denilen materyaller özellikle çürüme riski yüksek çiğneyici dişler olan arka dişlerin oluk ve çukurcuklarına uygulanan, içerisinde ‘fluorid’ bulunan akıcı dolgu malzemeleridir. Amaç; dişlerdeki derin oluk ve çukurcuklara besin artıklarının tutunmasına engel olmak ve dişlere fluorid salınımı sağlamaktır.</p>
<p>‘Flor jelleri’ insan vücudu için yaşamsal değeri olan yedi eser elementten biri olan flor içeren preparatlardır. Alt ve üst çenede kaşıklar yardımıyla dişlerin dış yüzeylerine uygulanarak diş çürüklerinin oluşması önlenmektedir.</p>
<p><strong><span style="color: #333399;"><strong>Dr.Dt. Kerime Gözde Işıksal</strong></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/cocuklarda-agiz-ve-dis-sagligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne olmak eskiden daha mı kolaydı</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/anne-olmak-eskiden-daha-mi-kolaydi</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/anne-olmak-eskiden-daha-mi-kolaydi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 01:10:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[eski anneler]]></category>
		<category><![CDATA[günümüzde anne]]></category>
		<category><![CDATA[yeni anne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=13</guid>
		<description><![CDATA[Anne olmak eskiden daha mı kolaydı Anne olmak…  Hiç şüphesiz harika bir duygu. En zor koşullarda çocuğunu büyüten anneler bile içtenlikle bu cevabı verebiliyor. Şimdiki anneler; toplumsal olarak daha fazla rol taşıyor. Hem mutlu bir eş, hem iyi bir anne hem de başarılı bir iş kadını olma çabası gösteriyor. Bu inanılmaz çabanın içerisinde yorgun düşen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #000080;">Anne olmak eskiden daha mı kolaydı</span></strong></p>
<p style="text-align: left;">
<p>Anne olmak…  Hiç şüphesiz harika bir duygu. En zor koşullarda çocuğunu büyüten anneler bile içtenlikle bu cevabı verebiliyor. Şimdiki anneler; toplumsal olarak daha fazla rol taşıyor. Hem mutlu bir eş, hem iyi bir anne hem de başarılı bir iş kadını olma çabası gösteriyor.</p>
<p>Bu inanılmaz çabanın içerisinde yorgun düşen annelerin sayısı oldukça fazla. Yorgunluğun nedenlerini çalışan annenin bir gününü inceleyerek rahatlıkla bulabiliriz:<br />
<span id="more-13"></span><br />
Sabah gözlerini açtığında kendisinden önce uyanan küçük aşkına özlemle sarılmak, sağlıklı büyümesi – beslenmesi için ona kahvaltı hazırlamak, eşinin kıyafetleri ile ilgili sorularını cevaplamak, işe gitme vakti geldiğinde bebeğinin ağlamaması için ona sıcacık öpücükler ve ikna sözcükleri ile veda etmek. ( Birçok anne bu ayrılık anlarını bizlere klinik ortamlarda gözyaşları ile anlatmaktadır. )  Aklının evde kaldığını hissetse de bu duygularına gem vurup iş yerine kocaman bir gülümseme ile girmek. Toplantılara katılmak, müşterilerle iyi ilişkiler kurmak, gün içerisinde bakıcıyı ya da anaokulunu arayıp nasıl olduğunu sormak ve akşam yapılacaklarla ilgili bir plan oluşturmak. İş bittiğinde ayaklarını uzatıp bir koltukta sızmak isteği ile eve girse de çocuğunun              “Anneee!”  sözcükleri ile sımsıcak olan bu karşılama ona yeni sorumlulukları hatırlatır ve bir koşturma daha başlar. Yemekler,  bulaşıklar, günün özeti sohbetler, çocukla oyun, dersler, eşle kısa bir nasılsın- günün nasıl geçtiler, evin yeniden toparlanması, ertesi gün yapılacaklar ve uykuya geçiş. Saatin geç olduğunu fark etse de bugünün iyi bittiği huzuru içinde, her şeyi kabullenerek yeni gün için gözlerini kapatmak. İşte bugünün anneleri..</p>
<p>Eskiden anneler çoğunlukla çalışmıyordu. Evdeydi, eşini gülümseyerek yolcu ettikten sonra evdeki işlerini yapar, çocukları ile birebir ilgilenir, onlara yeterli düzeyde ilgi ve sevgi gösterebilirdi. Okul toplantılarına gidebilir, gerekli bilgileri öğretmeni ile karşılıklı konuşarak alınması gereken önlemleri alabilirdi. Komşuları ile yaptığı oturma sohbetleri ve çarşı alışverişleri ile kendisine zaman da ayırabiliyordu.</p>
<p>Şimdiki anneler; çocukları ile yeterli düzeyde zaman geçiremediği için mutsuz oluyor. Suçluluk duyguları ve yeterli bir anne olamama düşüncesi ile daha gergin, sinirli olarak çocukları ve eşleri ile daha fazla çatışmalar yaşayabiliyor. Özellikle de; çocuklarının bebeklik döneminde çalışmak zorunda olan annelerde bu durumla daha fazla karşılaşıldığını gözlemliyoruz. Yapmak istediklerine bir türlü yetişemeyen, uykusuzluk nedeni ile dinlenemeyen kadınlarda cinsel problemlerde de artma gözlenmektedir. Bu süreç de sağlıklı bir evlilik yapısına büyük zararlar vermektedir.</p>
<p>Teknolojinin gelişmesi ile; şimdiki anneler ev işlerinde daha rahat gibi gözükse de bir annenin ailedeki rolü oldukça fazla olduğundan saatler gün içerisinde bir türlü yeterli olmamaktadır. Şimdiki babalar eski babalara göre evde eşlerine daha yardımcı. Mutfakta ya da çocuklarla ilgili sorumluluklarda birebir rol alabiliyor. Bu aktif katılım şimdiki annelerin işini biraz daha kolaylaştırıyor tabii ki. Evdeki sorumlulukların eşler arasında paylaşılması eşler arasındaki iletişimin artmasına ve evlilik ilişkisinin güçlenmesine neden olabilmektedir.  Bu desteği eşinden yeterli düzeyde göremeyen kadınlarda bunun aksini de düşünebiliriz.</p>
<p>Şimdinin anne babaları yaşama karşı daha endişeli ve kaygılı gözüküyor. Çocuklarının geleceği için dünyayı daha tehditkâr algılamaları, yaşamın zorlukları karşısında ayakta durmak için gerekli becerilerin ve eğitimin kazanılması gerektiği ile ilgili yoğun endişeler anne babaların çocuklarının büyüme sürecinde daha fazla müdahaleci, takipçi ve gözlemci olmalarına neden oluyor. Bu fazla müdahaleci davranışların, kaygıların, koruyucu ve kollayıcı aile yapısının çocuğun yaşamı boyunca ailesine daha bağımlı olması, daha fazla ihtiyaç duyması ya da bu müdahalelerden sıkıldığı için tepkisel davranması sonucunu doğurduğunu gözlemlemekteyiz.</p>
<p>Bugünün değişen evlilik anlayışı ve çalışan kadının özgürleşmesi ile boşanmaların geçmiş dönemlere göre daha fazla arttığını araştırmalar da gösteriyor. Evlilik ilişkilerinde yaşanan çatışmalar ve bu çatışmaların boşanmalarla sonlanması çocukların maddi ya da manevi sorumluluklarının çalışan anne tarafından daha fazla alınmasına neden olabiliyor. Boşanmış bir kadının toplumdaki yeri, anne olmasının vermiş olduğu toplumsal sorumluluklar da bugünün annelerinin en çok zorlandığı durumlardan biridir. Bu süreçlerde de anneanneler, babaanneler ve dedeler çalışan ya da yorgun olan anne adayına daha fazla destek olmaktadır. Bu ilgi ve sevgi dolu desteğin varlığı bugünün anneleri için büyük bir şanstır.</p>
<p>Şimdiki anneler çocuk eğitimi ve psikolojisi ile ilgili bilgileri internet ortamından ve kitaplardan daha fazla inceliyor, araştırıyor. Psikologlara, pedagoglara ve doktorlara sorular soruyor. Bu elbette ki daha sağlıklı bireyler yetiştirmede çok olumlu bir gelişmedir. Her yeni bilgi daha iyi bir anne – baba olmak için neler yapılması gerektiğini beraberinde getiriyor.  Daha iyi, daha başarılı ve daha sağlıklı bir çocuk yetiştirme konusunda şimdiki anne – babalar daha mükemmeliyetçi davranıyor. Bu mükemmeliyetçi çaba bazen annelerin “ Neleri eksik yaptım? “, “ Bu davranışlarım çok kötü sonuçlara mı neden olacak? “,” Geç mi kaldım?” gibi kaygı ve endişeleri de beraberinde getirebiliyor. Çocuk yetiştirmedeki mükemmeliyetçi tutumlar şimdiki anneler tarafından daha dengeli bir şekilde uygulanmalıdır.</p>
<p>Psikolog Eda Gökduman<br />
www.edagokduman.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/anne-olmak-eskiden-daha-mi-kolaydi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyonda mıyım?</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/depresyonda-miyim</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/depresyonda-miyim#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 01:05:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon makale]]></category>
		<category><![CDATA[eda gökduman]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Depresyonda mıyım? Bu kelimeyi kullanan kişilerin sayısı oldukça yaygın.  Mevsimsel değişiklikler, okul ya da iş ortamına uyum sağlayamama, iletişim sorunları, bir yakınını kaybetme, bir hastalık süreci,  biten bir aşk,  kötü giden işler ya da maddi sorunlar. Ve daha birçok stresel süreç kişide depresyonu ortaya çıkarabiliyor.  Depresyonun kadınlarda görülme sıklığı erkeklere oranla daha fazladır. Depresyon; bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Depresyonda mıyım?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bu kelimeyi kullanan kişilerin sayısı oldukça yaygın.  Mevsimsel değişiklikler, okul ya da iş ortamına uyum sağlayamama, iletişim sorunları, bir yakınını kaybetme, bir hastalık süreci,  biten bir aşk,  kötü giden işler ya da maddi sorunlar. Ve daha birçok stresel süreç kişide depresyonu ortaya çıkarabiliyor.  Depresyonun kadınlarda görülme sıklığı erkeklere oranla daha fazladır.</p>
<p>Depresyon; bir uzmandan yardım almayı gerektirir. Bu kişi bir psikiyatrist ya da psikologdur. Hastalığın düzeyine göre ilaç ve terapi yöntemleri uygulanmaktadır.<br />
<span id="more-10"></span><br />
Depresyonda kişi sürekli olarak karamsar duygular içerisindedir. Olumsuz düşünür. Yaşam enerjisi azalmıştır. Sürekli kendini yorgun ve bitkin hisseder. Uyku düzeni bozulmuştur. Ya hiç uyuyamaz ya da aşırı uyuma görülür. Kendisini önemsiz ve değersiz hisseder. Kendine bakım azalır ve sosyal yaşama karşı isteksizdir.  Unutkanlık ve dikkatini bir konu üzerinde yoğunlaştıramama görülebilir. Kilo kaybeder ya da aşırı kilo almaya başlar. Kendine güven azalır ve sürekli kendini mutsuz hisseder. Yaşamdan zevk alamaz.  Cinsel yaşamda isteksizlik belirgindir.  Sebepsiz ağrılar ve intihar düşünceleri olabilir. İntihar düşünceleri belirginse kesinlikle geç kalınmadan bir psikiyatri uzmanı ile görüşmek gereklidir.</p>
<p>Bu belirtilerden en az beş tanesinin 15 gün süre ile devam ediyor olması ve günlük yaşamı belirgin düzeyde etkilemesi kişide artık bir depresyon olduğunun kesin bir göstergesidir.</p>
<p>Depresyon yaşayan kişiler çoğu zaman bu süreci önemsememekte ve uzmana başvurmakta geç kalmaktadır. Geç kalma; hastalığın seyrini uzatmakta ve kişinin var olan depresyonunu daha da ağırlaştırmaktadır.  Kişi depresyonda olduğunu kabul etmeyebilir, bu hastalık ile ilgilidir. Bir şeylerin düzeleceğine ve yaşamının iyi olacağına inancı kalmadığı için tedavi sürecine karamsar bakar.  Yakınları onun onayını beklemeden bir hekime danışmalı ve gerekli ikna için birlikte hareket etmelidir.</p>
<p>Sağlıklı  günler dilerim..</p>
<p>Psikolog Eda Gökduman<br />
www.edagokduman.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/depresyonda-miyim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek için gerekli ilk oyuncaklar</title>
		<link>http://www.anaokullu.com/makale/bebek-icin-gerekli-ilk-oyuncaklar</link>
		<comments>http://www.anaokullu.com/makale/bebek-icin-gerekli-ilk-oyuncaklar#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 00:57:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>anaokulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[bebek için]]></category>
		<category><![CDATA[bebek oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[ilk oyuncak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.anaokullu.com/makale/?p=7</guid>
		<description><![CDATA[Bebek için gerekli ilk oyuncaklar Bebek dünyaya geldiği ilk andan itibaren anne ile iletişime geçer. Annenin sonsuz sevgisini hisseden bebek daha sağlıklı bir gelişim gösterir. Bebeğin gelişimi;  sevgi ve ilgiyle beslenirken oyuncaklar da bu sürece katılmalıdır. İlk oyuncaklar neler olmalıdır? Sallanan oyuncaklar: İlk ay oyuncağının göz hizasında olması çok önemlidir.  Sallanan renkli oyuncaklar seçebilirsiniz. Başlangıçta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebek için gerekli ilk oyuncaklar</p>
<p>Bebek dünyaya geldiği ilk andan itibaren anne ile iletişime geçer. Annenin sonsuz sevgisini hisseden bebek daha sağlıklı bir gelişim gösterir. Bebeğin gelişimi;  sevgi ve ilgiyle beslenirken oyuncaklar da bu sürece katılmalıdır.</p>
<p>İlk oyuncaklar neler olmalıdır?</p>
<p>Sallanan oyuncaklar: İlk ay oyuncağının göz hizasında olması çok önemlidir.  Sallanan renkli oyuncaklar seçebilirsiniz. Başlangıçta bebek bu oyuncağa bir süre ilgisiz kalsa da dış dünyaya uyum sağladıkça ilgisi artacaktır.  Bu tip oyuncaklar bebeğin algısını güçlendirerek çevresini daha çok fark etmesine yardımcı olacaktır.<br />
Sallanan oyuncak ve objeyi aralıklarla değiştirin. Bu değişimi fark edecektir.</p>
<p>Renkli oyuncaklar: Sallanan objelerin canlı renklerde seçilmesi önemlidir.  Kırmızı, mavi, yeşil renklerde olabilir. Parlak renkli oyuncaklar da olabilir. Yatağan yakın çevresine de bu renkli oyuncakları yerleştirebilirsiniz. Diğer aylarda başını hareket ettirmeye başladıkça bu oyuncaklar da dikkatini çekmeye başlayacaktır.</p>
<p>Sesli oyuncaklar: Bebeğin  çevresinin farkında olmasını sağlamak için oyuncaklar bebeğin duyularına hitap etmelidir. İşitme duyusunu güçlendirecek müzikli dönenceler   ilk ayda çok  yararlıdır. Bu oyuncak ; bebeğin farklı sesleri de fark etmesini sağlayacaktır. Bir müzik kutusu, CD çalar da işe yarayabilir.  Özellikle de uykuya geçiş zamanlarında çalacağınız müzikler onu rahatlatarak daha sakin ve huzurlu bir şekilde uykuya dalmasını sağlayacaktır.</p>
<p>Anne /  Baba da ilk ay oyuncaklarıdır. Dokunulmak bebeğin sevildiğini, değer verildiğini ona hissettirir. Güven duygusu kazandırır. Yüzünüz ve gülüşünüz onun için en eğlenceli oyuncaktır. Yüzünüzü ona yaklaştırın ve sesli bir şekilde gülümsemeye başlayın. Onu sevdiğinizi söyleyin. Şarkılar, ninniler söylediğinizde sizi dikkatlice dinlediğini, her yaklaştığınızda heyecanlandığını fark edeceksiniz. Onunla ne kadar çok konuşursanız o kadar çok uyaran alır. Sizinle iletişimi artar ve annesi olduğunuzu daha çok fark eder.</p>
<p>Oyuncaklar; bebeklik döneminde çok önemlidir. Bebeğin tüm duyuları için uyaran görevindedir. Dış dünyayı daha çok algılamasına, görsel ve işitsel dikkatinin artmasına olanak sağlar. Bebeğin diğer aylarda göstereceği gelişim aşamaları için bir temel oluşturulmasına yardımcı olur.</p>
<p>Çevresinin daha çok farkında olan bebek; çevresi ile daha fazla iletişim kurar, güven duygusu gelişir ve mutlu bir çocuk olmanın temellerini atmış olur.</p>
<p>Psikolog Eda Gökduman<br />
www.edagokduman.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anaokullu.com/makale/bebek-icin-gerekli-ilk-oyuncaklar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

